Ayşenur ⋆

Ayşenur ⋆
@Kitapgecidi
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﷺ İlla EDEP illa EDEP Hayalinin imkansız olduğunu söyleyenlere de ki Allah her şeye gücü yetendir
"Sizin namazınıza hayranım. Namazınıza doyamıyorsunuz, kendinizi kaybediyorsunuz' ”
Reklam
Ebu Hanife zamanın en zenginlerindenmiş. Uzun zamandır onun yanında olan talebesi de ticaretle uğraştığından yıllar içinde o da zenginleşmiş, mal mülk sahibi olmuş. Fakat bu mal mülk onun gönül dengesini bozmuş. Sürekli aklına malı, mülkü ve sayısı binlere varan koyunları geliyormuş. Bir gün Ebu Hanife’ye sormuş: “Üstadım, sizin namazınıza hayranım. Namazınıza doyamıyorsunuz, kendinizi kaybediyorsunuz. Benim namazım da eskiden size benzerdi. Fakat üç beş kuruş kazandım, aklım malıma, mülküme, sürülerime gidiyor, kendimi namaza veremiyorum, ne farkımız var, ben neyi beceremiyorum?” Ebu Hanife de demiş ki: “Evlat sen sürüleri gönlüne bağladın, benimkiler ahırda duruyor.”
Din
Neyi sevip neyi sevmeyeceklerini kontrol edemeyiz. Neye inanıp neye inanmayacaklarını kontrol edemeyiz. Hangi okula gideceklerine karar versek bile, hangi konuda başarılı olacaklarının kontrolü bizim elimizde değil. Ne yiyip içeceklerine karar versek bile, sağlıklarının kontrolü bizde değil... Bu yüzden, yapabileceğimiz tek şey elimizden gelenin en iyisini yapmak... Gerisi tam bir teslimiyet... Hayatın karşımıza çıkardığı değişimlere direnmek yerine, geleni kabul etmeli, olanın hayrına teslim olmalı, akışa uymalı, geleni karşıla-yabilmeliyiz. Sufiler der ki: Telaş etmeyin, kötü görünen birçok olay vardır ki, sonu lütuftur. Ulaşamadığına tevekkül, ulaştığına rıza,kaybettiğine sabır gösteren kişi takva ehlidir.
Aile ve Çocuk
En Âciz Halinde, Korunup Kollanıyordun Unutma ki hepimiz bu dünyaya anne karnında geldik. En âciz, en kontrolsüz halimizle bilinmeyen bir deneyime doğduk. En savunmasız halimizdeyken bile güzelce besleniyorduk değil mi? Dünya hayatına gözümüzü açtığımızda ne oldu? Tabii ki hâlâ âciz ve savunmasızdık. Bir başımıza hayatta kalabilecek güçten yoksunduk. Ama ne var ki akışa tamamen teslimiyet halindeydik. En güçsüz olduğumuz halde bile, O bizi sahiplenmişti. Karnımız doyuruluyor, üstümüz başımız yıkanıyor, sarılıp sarmalanıyor, seviliyor, öpülüyor, korunuyorduk. Herkes etrafımızda pervane... Ev halkı bizim için seferber olmuş. Herkes bizimle ilgileniyordu. Bizi 9 ay boyunca en güvenli yerde, en iyi beslenecek şekilde koruyan, büyüten, sonrasında yine hayatta kalmamızı destekleyen bir düzenle bizi dünya hayatında var eden Yaradan, neden şimdi bizden vazgeçsin ki? Dokuz ay bizden yana olan Yaradan, sonrasında neden sırt çevirsin? Elbette bizi bir koruyan, kollayan var. Sen ana karnında Bilinmez bir nesne iken O besledi ve bu âleme getirdi Ve yine sen Beşikte her şeyden habersiz yatarken Esirgeyen O oldu. İşte o eski hallerini düşün Ve Hakka güven” Abdülkadir Geylani