Ebu Hanife zamanın en zenginlerindenmiş. Uzun zamandır onun yanında olan talebesi de ticaretle uğraştığından yıllar içinde o da zenginleşmiş, mal mülk sahibi olmuş. Fakat bu mal mülk onun gönül dengesini bozmuş. Sürekli aklına malı, mülkü ve sayısı binlere varan koyunları geliyormuş. Bir gün Ebu Hanife’ye sormuş: “Üstadım, sizin namazınıza hayranım. Namazınıza doyamıyorsunuz, kendinizi kaybediyorsunuz. Benim namazım da eskiden size benzerdi. Fakat üç beş kuruş kazandım, aklım malıma, mülküme, sürülerime gidiyor, kendimi namaza veremiyorum, ne farkımız var, ben neyi beceremiyorum?”
Ebu Hanife de demiş ki: “Evlat sen sürüleri gönlüne bağladın, benimkiler ahırda duruyor.”