Yüce Allah c.c. şöyle buyurmaktadır:
“Ben, benden başka ilah olmadığına, hiçbir ortağımın bulnmadığına ve Muhammedin
benim kulum ve elçim olduğuna kendi nefsimi şahit tutarım.
Her kim benim kaderime razı olmaz, verdiğim belaya sabretmez, nimetlerime
şükretmez, verdiğim rızka kanaat etmez ise benden başka bir rabbe kulluk etsin.
Her kim dünya için hüzünlenir ve kederlenirse bana kızmış gibidir. Kim bir
musibetten şikayette bulunursa benden şikayette bulunmuş olur.
Her kim bir zenginin yanına çıkar ve ona sırf zenginliği sebebiyle tevazuda
bulunursa dininin üçte biri gider.
Biri öldü diye dövünerek yüzünü yırtan kimse, mızrağını alarak benimle savaşmış
gibidir. Bir kabrin üstündeki bir ağacı kesen kimse, eliyle kabemin kapısını yıkmış gibidir.
Kazancını hangi yoldan elde ettiğine aldırış etmeden yiyen biri; Allah’ın onu hangi kapıdan cehenneme atacağına aldırış etmiyor demektir.
Her yeni gününde dini için kazançta olmayan herkes kayıptadır. Kayıpta olan kişi için de ölüm daha hayırlıdır.
Her kim ki bildiğiyle amel ederse Allah ona bilmediği ilimleri öğretir.
Emelini uzun tutanın ameli hâlis olmaz.”
Ne kadar farkındayız bilmiyorum ama sosyal medya paylaşım ağları hayatımıza gireli evliliklerinde mahremiyet algısı değişti Evli çiftler sürekli göz önünde...
Sevgilerini de nefretlerini de başkalarının gözü önünde yaşıyorlar. Kadın , can acıtıcı cümlelerle eşinin vefasızlığını anlatan bir yazı paylaşırken erkek, kadının serzenişlerini yine bir fotoğraf üzerinden gözler önüne seriyor.Sosyal medya, adeta çiftler için dövüş sanatlarının sergilendiği bir arenaya dönüşmüş durumda.Evli çiftler her gün, eşine nasıl laf yetiştireceğini düşünerek gözünü açıyor .Kadın, ortasından sıktığı diş macununun fotoğrafını paylaşarak eşinden ne çektiğini anlatmak için çırpınırken erkek, karısının toplamadığı sofranın fotoğrafını paylaşarak rövanşını alıyor.Tartışmalar dört duvardan taşalı hayli zaman oldu farkında değiliz.