Çılgın bir bıyığın zamanlar önce tasmasından çekiştirerek gezdirdiği armadillo şimdi büyümüş, burnunu suya gömmüş, sahibini özlüyor. Kabuklu derisini kayalık kadınlar ve kayalık erkeklere değiştirmiş. Alacakaranlıkta birbirleriyle söyleşen bu kaya kadın ve kaya erkeklerin sesini dinliyor, çevresini saran yelken kuşatmasına karşın...
17 Eylül
Nabokov "dayanılmazın ağırlığını" Sebastian Knight'ın Gerçek yaşamı'nda bölüştürüyor: anlatıcı anlatılan kişi ve metnin arasında oluşan üçgen kimi yerde bir prizmaya dönüşüyor (bazen yer düzeyinden yukarı yükselen, bazen baş aşağı...) Yüzlere yapışan maskelerin kim tarafından ve nasıl yapıştığı, yapıştırıldığının yalnızca sözcükleri ve bu yolla oyunları kurmakla kanıksanabilir olduğunu örüyor. Ancak, bu birbirine dönüşen kimlikler, sevginin "ben"i belirsiz kılışı düğümü bir "denouement" yerine yineletiyor. Knight'ı anlatan belki de kendisiydi, üvey kardeş yerine, ya da anlatıcı kendisine öyle serimleyemeyeceği için Knight adında bir kimlik yarattı; ya da Nabokov'un bitirişiyle; her ikisi de birbirlerini tanımayan bir başkasıydılar..!
16, Eylül
HEBAKUŞLARI
Bombalandıktan sonra, hebakuşlarının bir bölüğü akıl ve beden yaralarını resmettirip, satamadılar. Büyük bir bölümü yaralarıyla dilenme sayesinde unutuş duvarını ördüler. Eksi sıcaklığında anımsamanın hiç ses çıkarmadan yıllardır bekliyor gizleyip yaralarını hebakuşları. Öçleri uzun tutar onların; bombacıyı, her zamanın bombacısını bulduklarında açılacak vücut ve akılları katil bir öpüşle.
Çok üzüldü zaman, bir çift hünsa terlikte uzlaştı ve ay çarpmasıyla kendine döndü, uzun bir gece ışığında yitebilir pervanenin utkusuz uçuşu bir cam ağacına yapıştı. Gün boyu pinası bir bir kırıldı zamanın, mavi pembeye karıştı, sonra yine ay camına tırmandığında terlikler, üzüntüsü zamana vardı.
10 Eylül, 86
* Şiir dairesel bir labirentte yeşil merkezden dağılan ana yolları kesen kısa keçi yolları açmaktır; üzerinden kurtlar da aşırır, tilkiler de... Sıçrama, uzun yolları kesmek amacı, çembere ulaşma duygusu ve "hasta olmayan hayvana" duyulan özlemle gerçekleştirilir.