"Sorun buydu. Suyu berraktırmaya çalışırken bulandırmak. Herkes arıyor, ama daha karışık, daha aykırı, daha bulanık şeyler buluyor, aradığından uzağa düşüyordu."
Tarık Tufan'ın dilini ve hikaye kurgulayış tarzını beğeniyorum. Bu kitabında "aşk" işlenmiş, iki farklı biçimde ama özü aynı. Biri çok daha yoğun, can alıcı, kendini kaybedişle bulunan aşk. Diğeri özünde olanı keşfederek ulaştığın aşk. Kafamda birçok soru işareti, Rüstem ve Nurhan'a ne oldu, ana karakterin adı neydi ve öldü mü, ya Eda?