Issız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu?
Bu soru illaki herkese en az bir kez sorulmuştur. Ben hep düşünürdüm: ''Bu üç şey içine elektrik, su barınma ihtiyacı dahil mi, insanlar dahil mi, mesela kitaplarımın hepsi bir seçenek olur mu?'' diye.
Böyle düşünmeye, soruyu cevaplamaya fırsat olmadan bir adaya düştüğünüzü düşünün. Kitap tam da bunun üzerine yazılmış. Aile içinde refah seviyesi yüksek olan bir avuç çocuk barınma, beslenme ve korunma ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklar, bu durumla baş edebilecekler mi? Bunlar işleniyor kitapta. Özellikle de çocukların en büyüğü 13-15 yaş arası olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Otoriter güçteki çocuk karakteri bunun hulyasına kapılıp insani duygularını yok sayınca ortaya neler çıkıyor en ince detayıyla anlatmış yazar.
Dilinin sade oluşu, olayların sürükleyiciliği, sonsözün kitabı çok iyi şekilde okuyanın zihninde toplaması kitabı okuma açısından daha keyifli hale getiriyor.
''Kendi dertleriniz ve uğraşlarınız içinde solucanlar gibi debelenmeyin! Devletinizin temellerinin nasıl güçlendirileceği üzerine kafa yorun. Halkınızın yeni ve ileri eğitimini nasıl sağlayacağınızı düşünün.''
''Nesiller her zaman değişir ve yenilenir. Yeni nesiller beraberinde yeni anlayışlar, yeni emeller ve istekler getirir. Ve bu yeni nesillere çoktan geçerliliğini yitirmiş yönetim uygulamalarını zorla kabul ettirmeye çalışmak boşunadır.''