- Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?
- Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın.
Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradadır, göğsündedir; hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir.
-Bir hain olsa da mı?
-İhanet, senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen yüreğini tanıyacak olursan,sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır.Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek. Böylece, kendisinden beklemediğin bir darbe indirmeyecektir kesinlikle sana.
Delikanlı, çölde yol alırlarken,yüreğini dinlemeyi sürdürdü. Onun kurnazlıklarını, onun hilelerini öğrendi ve sonunda onu olduğu gibi kabul etti. Bunun üzerine korkmayı bıraktı,geri dönme isteğini geride bıraktı,çünkü bir akşam yüreği,ona mutlu olduğunu söylemişti."Biraz şikâyet edecek olursam" diyordu yüreği,"bu yalnızca benim bir insan yüreği olmamdandır ve insanların yürekleri böyle olur.Ulaşmaya lâyık olmadıklarını ya da ulaşamayacaklarını sandıkları için en büyük düşlerini gerçekleştirmekten korkarlar.Dirilmemek üzere sona ermiş aşklar, olağanüstü olabilecek,ama olamayan anlar,keşfedilmesi gereken, ama sonsuza dek kumların altında kalan hazineler daha aklımıza gelir gelmez bizler,yürekler hemen ölürüz.Çünkü böyle bir durumla karşılaşınca ölümcül acılar çekeriz."
️Çok akıcı bir dili var eserin,nasıl bittiğini bile anlamadım.
Beğenerek okuduğum bir kitap dahaaa
Düşüncesi ve fikirleri hayranlık verilecek düzeydeKeşke ölmeden yarım kalan eserleri de bitip yayımlanabilseydi️
#okuyucukadınlar
Harese nedir, bilir misin oğlum?
Arapça eski bir kelimedir.
Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir.
Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür o kadar dayanıklıdır yani.
Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır.
Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar.Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kan dikenle karışınca bu tat devenin daha çok hoşuna gider.
Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve.
Bunun adı haresedir.
Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir.
Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz.
Kendi kanının tadından sarhoş olur.
Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’ın ve kelamın çocuklarının hikayesinden bahseden Livaneli sevda ile acının birbirine geçtiğini ve bunu da Ortadoğu gerçeğiyle birleştirip biz okuyuculara sunduğu eşsiz bir eser.
Okurken duygularıma hakim olamadığım bir eser️
KADIN her yerde KADINDIR!
Acı çeken,hayatı yaşayamayan kadının köleleşmesi,bir obje olarak sunulmasına ne demeli
#huzursuzluk #livaneli #DK
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma