"Direnme gücüne sahip olanlar başkalarından farklı değildir," diyordu Nora. "Aradaki tek fark, onların aklında belli bir hedef olması ve o hedefe ulaşmaya kararlı olmalarıdır. Direnme gücü, dikkatimizin kolayca dağılabileceği bir hayatta odağımızı koruyabilme yeteneğidir. Bedenimiz ve zihnimiz sınıra dayandığında bile yaptığımız işe yoğunlaşmayı sürdürebilmek, dikkatimizi dağıtmadan, etrafa bakıp birilerinin bizi geçebileceğinden endişe etmeden kendi kulvarımızda yüzmeyi sürdürebilmektir."
Sadece düşünceler var burada, sadece düşüncelerim var, onları yaşıyorum ben. Ne yaşıyorsam olan bitenden zannettim senelerce, kahretsin! Üzüntümü, kahırlarımı, acılarımı, onca acıyı, göz yaşını, korkuyu, daralmayı, o boktan yılları hep yaşam bana verdi zannettim. Hep başkalarının yaptıkları sandım, olan biten sandım. Hepsi düşüncelerimin seyrettiği hayallermiş. Her yaşadığım ve inandığım, düşüncelerimin sonucu girdiğim hallermiş.
Genç yaşta, ölümle birçok kez karşılaşmak insanın dünyada var olan acımasızlığa ve katılığa karşı bir tutum geliştirmesine neden olur demek istiyorsunuz. Ya da insanın bu acımasız bencilliğin farkına varıp duyarlı olmasına neden olur diyebiliriz.
Kısa süreli yapay sapmalarla ufak parçacıklara bölünmüş gününün parmaklarının arasında un ufak olduğunu ve bir hiçe dönüştürdüğünü fark ediyor ve dehşete düşmek onun yaşına uygun olmadığı için bunu ya neşeli bir şaşkınlıkla ya da biraz düşünceli karşılıyordu.