Tarihkitapperver

Yakılan kitaplar
Bu dönemde zararlı, ruhsatsız ve yasak olduğu gerekçesiyle toplatılan kitaplar yakılmak üzere Maarif Nezareti'ne gönderilmektedir.^{293} Taşrada ise bu tür kitaplara rastlanılması durumunda mahallinde yakılmaktadır.^{294} Yakma işleminde dikkat edilmesi gereken husus ise "muzırratı muhakkak ve şiddetli olanların derhal ihrak ve imha olunmasıdır."^{295} Yakılan kitaplar arasında Namık Kemal'in Osmanlı Tarihi, Zavallı Çocuk, İntibah, Vatan Yahud Silistre, Cezmi, Abdülhak Hamit Tarhan'ın, Ölü, İçli Kız, Nazife, Makber, halk edebiyatından Leyla Mecnun Hikayesi, Aşık Ömer, Köroğlu gibi kitapların olduğu görülmektedir.^{296} Selim Sabit Efendi'nin Muhtasar Tarih-i Osmani kitabı da yakılanlar arasındadır. İlginç olan ise Selim Sabit Efendi'nin 1886 yılının Kasım ayında kitap sansürünü yapan Encümen-i Teftiş ve Muayene başkanlığına getirildiğinde görevinin ilk yılının sonunda kitabının yasaklanmasıdır.^{297} Kitapta Sultan Abdülaziz'in hal' edilmesi ve ölümü hakkında bilgiler bulunmaktaydı.^{298} Dolayısıyla Selim Sabit Efendi'nin kitabı "muzzıratı muhakkak ve şiddetli olanlar" kısmına girmektedir.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Sansür ders kitaplarının içeriğini de ciddi biçimde etkilemiştir. Ders kitaplarının çoğunda önemli konulara değinilmemektedir. Örneğin rüştiyeler için hazırlanan Osmanlı Devleti Tarihi sadece salnamelerde yer alan padişahların hayatını tekrar etmektedir.^{266} Rusya ile ilgili yayınlarda sadece bu devletin saldırgan dış politikasına vurgu yapılmakta, Fransa'ya ilişkin eserlerde ise daha çok Napoleon'un savaşlarına yer verilmektedir.^{267} Uygulanan sıkı sansüre rağmen ilginçtir ki Mizancı Murad'ın, Tarih-i Umûmi adlı kitabının 1881 ve 1890 baskılarında Fransız İhtilali'ne, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'ne geniş yer verilmiştir.^{268} Kitapta sansür memurunun gözüne takılması gereken "herkes istediğini söylemeye yazmaya neşr etmeye me'zûndur fakat kavânin-i umûmiyenin ahkâmını tecavüz ettiği halde mesul tutulabilir" gibi ifadeler olmasına rağmen kitabın basımına izin verilmiştir.^{269} Fakat daha sonra ki tarihlerde Mizancı Murad'ın Tarih-i Umûmi ve Muhtasar Tarih-i Umûmi adlı kitaplarının yasaklanan kitaplar arasına girdiği,gümrüklerde Fransız İhtilali ve sosyalistlikle ilgili kitaplara muzır gerekçesiyle el konulduğu görülmektedir.
Sayfa 96·Kitabı okudu
​Kitap basımı gazeteler gibi sıkı bir sansüre tabi iken, yine de kitap sayısında hızlı bir artışın olduğu görülmektedir. Mizancı Murad'ın 1890 yılında hazırladığı bibliyografyada, II. Abdülhamid idaresinin ilk on beş yılında Türkçe dört bin kitabın basıldığı belirtilmektedir. Bu kitaplardan iki yüz kadarı dinî eser olup, beş yüz kadarı gramer, sözlük, bin tanesi bilim, fen, binden fazlası roman, şiir, tiyatro eseri, bin iki yüzden fazlası da çeşitli kanun, tüzük ve yönetmelikleri içermektedir. Basılan kitaplar çoğunlukla edebiyat, bilim ve fen alanlarındadır. Politikadan ve politik düşünceden uzaklaşan Türk aydınları zorunlu olarak edebiyat veya bilime yönelmişlerdir.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Alıntı
Sultan II Abdülhamid bir yandan gazeteli kapatırken Diğer taraftan gazetelere maddi yardımda bulunmuştur zaten Reklam ve ilan gelir son derece kısıtlı olan gazeteler ayakta kalabilmek için padişahın yardımına muhtaç hale gelmişlerdir. gazeteleri Sultan Abdülmecid döneminden beri devlet bütçesinden yardım yapıldığı bilinmektedir ikinci Abdülhamit bu uygulamayı yardım miktarını arttırarak sürdürmüştür. Elbette Maddi yönden devlete bağımlı olan bazı gazeteler Aleyhtte yayınlar yapması beklenemez.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Alıntı
​Gazete sahipleri bazen hiç ummadıkları bir yazıdan dolayı ceza almışlar, hatta kapatma sebebini kendileri dahi bilememiştir. Fakat o dönemde tek geçim kaynakları olan gazetelerinin uzun süre kapalı kalması, bu kişilerin ekonomik yönden perişan olmalarına seb olmuş ve ayrıca hain gibi görünmekten de oldukça rahatsızlık duymuşlardır. II. Abdülhamid'in hassasiyetini iyi bilen gazete sahipleri, gazetelerinin tekrar açılması için verdikleri dilekçelerde, vatanın ve milletin menfaatleri doğrultusunda yayın yaptıklarını, ayrıca Padişah'a her zaman sadakatle hizmet ettiklerini belirtmişlerdir. Böyle yüce menfaatler karşısında yönetimin yeniden gazetelerini açacağını düşünmüşlerdir. Bu konuda genellikle başarılı olmuşlar ve belli bir zaman sonra gazetelerine kavuşmuşlardır. Bu kapatma cezalarının bir başka yönü de gazetelerin yönetime iyice bağlanmış olmalarıdır. Bu cezalardan amaç basını yok etmek değildir. Çünkü Padişah'ın da icraatlarını duyurmak için basına ihtiyacı vardır. Buradaki gazete kapatma cezalarından amaç, Padişah'a bağlı bir basın oluşturmak ve aykırı seslerin kısıldığını gören diğer gazete sahiplerinin dikkatli yayın yapmasını sağlamaktır gazetesi kapatılan kişiler başlarını gelebilecekleri tahmin ettiklerinden daha dikkatli hareket etmek durumunda kalmışlardır Böylece yönetim tarafından kendisine bağlı ve kontrol altında bir basın meydana getirilmiştir Dolayısıyla yönetimin istediği basın oluşturulmuştur fakat bir de işte 1 kuvvet 4 kuvvet olan basını kontrol altına almıştır.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam