Osmanlı Sarayı'nın son dönemleri için yaptığı sözlü tarihlerle Saray yaşantısına dair Gayet doğru ve içeriden bilgiler aktaran Ziya Şakir, bir harem ağasına dayandırdığı hatıratlarda 2. Abdülhamit'in kıskanç bir insan olduğunu ve kıskançlığının bazen çekilmez bir hal aldığını vurgulayarak padişahın bu özelliğini Bidar Kadın üzerinden örneklendirir. İfadesine göre ufak tefek bir hanım olan Bidar Kadını çok seven ve sevgisini minyon eşini kürküne sararak gösteren padişah, onu çok kıskanırmış. Padişah o dönemde çok sevip değer verdiği Bidar kadınefendi o sırada Yıldız Sarayı haremindeki Hünkar dairesinde, yani padişahın yanında yaşamaktaydı. Zaman zaman çalışma mekanı olarak kullandığı küçük mabeyn'e girip çıkanlar Hünkar dairesinden görülebildiği için o tarafın perdelerinin daima kapalı tutulması konusunda önceden kadınları uyaran padişah, bir gün ansızın hareme Döndüğünde Bidar'ı Pencereden dışarıya bakarken bulur ve Pencereye yaklaştığında ise kardeşi Kemalettin Efendi'nin küçük mabeyn'e doğru gittiğini görerek çılgına döner. Öfke ile sorguya çektiği Bidar kadın bunun tamamen bir tesadüf eseri olduğunu söylerse de vehimli padişah bir türlü inandıramaz. Sonunda ağlayıp sızlamaları etkisini göstererek padişah biraz ikna olursa da bir çare kadın Bu olaydan sonra sinir hastalığına yakalanır.