Tarihkitapperver

Hanedanin israfı.
Sarayın Abdülkadir ve diğer Şehzadeler için kışlık elbise fanila ve çorap gibi hazır giyim eşyası satın aldığı mağazalardan biri Beyoğlu'nda O dönemlerde hayli meşhur olup Paris ve Londra merkezli olarak faaliyet gösteren ve Konfeksiyon ve fantezi eşyaları satan Macar uyruklu Albert Kun mağazasıydı. Yaşı Büyüdükçe daha Başına buyruk olan Abdulkadir'in dışarıdan satın aldırdığı eşyalarda daha savurgan davranmaya başladığı görülür. Nitekim satın aldırdığı eşyaların sarayda incelenen hesapları fahiş bulunduğu için satıcılarla görüşülerek fiyatlarda indirimler yapıldıktan sonra ortaya çıkan bedellerinin şehzadenin ödenemeyip içerde kalmış olan maaş alacaklarından düşürülmesi kararlaştırılır... Bununla birlikte Şehzade'nin durumunun Bu anlamda özel olmadığının ve genelde Hanedan erkek ve kadın üyelerinin aynı durumda ve piyasa şartlarına kopuk bir biçimde yaşadığının ifade edilmesi gerekir.
Sayfa 36·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Osmanlı Sarayı'nın son dönemleri için yaptığı sözlü tarihlerle Saray yaşantısına dair Gayet doğru ve içeriden bilgiler aktaran Ziya Şakir, bir harem ağasına dayandırdığı hatıratlarda 2. Abdülhamit'in kıskanç bir insan olduğunu ve kıskançlığının bazen çekilmez bir hal aldığını vurgulayarak padişahın bu özelliğini Bidar Kadın üzerinden örneklendirir. İfadesine göre ufak tefek bir hanım olan Bidar Kadını çok seven ve sevgisini minyon eşini kürküne sararak gösteren padişah, onu çok kıskanırmış. Padişah o dönemde çok sevip değer verdiği Bidar kadınefendi o sırada Yıldız Sarayı haremindeki Hünkar dairesinde, yani padişahın yanında yaşamaktaydı. Zaman zaman çalışma mekanı olarak kullandığı küçük mabeyn'e girip çıkanlar Hünkar dairesinden görülebildiği için o tarafın perdelerinin daima kapalı tutulması konusunda önceden kadınları uyaran padişah, bir gün ansızın hareme Döndüğünde Bidar'ı Pencereden dışarıya bakarken bulur ve Pencereye yaklaştığında ise kardeşi Kemalettin Efendi'nin küçük mabeyn'e doğru gittiğini görerek çılgına döner. Öfke ile sorguya çektiği Bidar kadın bunun tamamen bir tesadüf eseri olduğunu söylerse de vehimli padişah bir türlü inandıramaz. Sonunda ağlayıp sızlamaları etkisini göstererek padişah biraz ikna olursa da bir çare kadın Bu olaydan sonra sinir hastalığına yakalanır.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Alıntı
Abdulkadir'den bahseden Hatıralar bağlamında değerlendirilebilecek metinlerden biri de 2. Abdülhamit'in iktidarı kaybetmesinin ardından tahta çıkan kardeşi Mehmet Reşat'ın Saltanat kurallarına aykırı bir biçimde kendisini tebrik etmeyen Yeğenlerinin hal ve hatırlarını ve bir ihtiyaçlarının olup olmadığını sorması için ikinci Abdülhamit'in evlatlarına gönderdiği Mabeyn başkatibi Halit Ziya uşaklıgil'in yaptığı değerlendirmelerdir. Başkatibin o dönemde kamuoyunun ve bürokrasinin hemen hiç tanımadığı ve hakkında bilgi sahibi olmadığı bir figür olan Abdulkadir ile ilgili değerlendirmeleri gayet olumsuzdur. Babaları tahttan indirilmiş olmasına rağmen eski padişahın çocuklarının hala padişah çocuğu gibi kibir ve azametlerini sürdürdüklerini söyler, Abdulkadir'i Bakımlı ve biraz da süslü olduğunu belirtir.
Sayfa 18·Kitabı okudu
1000Kitap
Asi, Rezil, Bencil ve çapkın bir Şehzade.
Bu kitabın konusunu oluşturan 2. Abdülhamit'in oğlu Abdulkadir Efendi ister kifayetli İster kifayetsiz olsun İstikbal'de tahta geçme ihtimali bulunan her bir şehzadede ve padişah adayında olması muhtemel siyasi hırsların yerine kadın ve eğlenceyi oturtan ve kadın düşkünlüğü ile ön plana çıkan ilginç bir Şehzade figürüdür. Ortalama ahlak ölçülerine göre sıra dışı bir hayatın öznesi olmasaydı belki doğumuna, haneden kuralları çerçevesinde sürdürdüğü hayatına ve ölümüne dair rutin verilerin yer aldığı sıradan Hayat Serüveni ilgi çekmeyen şehzadelerden biri olabilirdi. Onu sıra dışı yapan özellikler Saray kurallarına karşı gösterdiği direnç, Yıldız Sarayı'nda yaşadığı dönemlerde dahi babasıyla arasında süre giden tartışma ve çatışmalar ve 2. Abdülhamit'in tahttan indirilmesinin hemen öncesinde babasından izin almaksızın sarayı terk ederek şehre yerleştikten sonra hanedanın yurt dışına sürülmesine dek yaklaşık 15 yıllık süre içerisinde adının karıştığı türlü Rezalet ve skandallardı..
Sayfa 15·Kitabı okudu
Alıntı
2. Meşrutiyet dönemi vatandaşlık eğitiminin amacı her ne kadar çocukları bir vatandaş olarak geleceğe hazırlamak olsa da aslında çoğu yerde üstü kapalı ya da açık surette çocukları bir kurtarıcıya dönüştürmektir. müfredat programlarının içeriklerinin belirlenmesinde etkili olan siyasi seçkinlerin, Bu programlar doğrultusunda eğitim öğretim faaliyetinin sürdüren eğitimcilerin, daha genel anlamda aydınların; aslında uzun yıllardır tedavülde olan "Bu devlet nasıl kurtulur" sorusuna mukabil kurtarmaya çalıştıkları devlet için yeni kurtarıcıları yaratmak istedikleri ifade edilebilir. Diğer bir deyişle dönemin aydınları Gelecek neslin kendileri gibi kalırlarsa, kendilerini yenileyemezlerse var olamayacakları görüşündedir.
Sayfa 183·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam