Tarihkitapperver

Oryantalizm bir kitap olsa, bu olurdu.
Puan vermedi·93 syf.··
2024 269. kitabı
Oryantalizm dediğimiz Batının Doğu'ya Türkiye'ye, ve Osmanliya bakış açısını olumsuz, önyargili anlatan yazıları icerir. Yazar bu mektuplarinda da resmen oryantalizmi konuşturmuş. Hristiyanlık karşısında İslamiyeti sert, değişmez olarak ele almış. Ülkenin durumunu, yolları, insanlari çoğu zaman gerceklikten uzak bahsetmiş. Zaman zaman birkaç yerde Türklerin misafirperverliği övsede din, yönetim, toprak, milletler her konuda eleştirip işin sonunda da hep Türkleri haksız bulmuş. Her savaşı ayaklanmayı nedense Hristiyan halk tarafından bakmış ve sürekli her milletin sözde soykırıma uğradığını ifade etmiş. Maalesef yillarca bu oryantalist metinler batıda birçok ülkede dolaştı. Ve yıkılmaz önyargilarin yillarca tekrarlanmasına neden oldu. Kitaba baktığımızda aklımızda tek birsey kalıyor Türkler ve Müslümanlar hariç herkes acı çekmiş ama Türklerin anlatılmasi gereken acilari ise gözardı değilmiş.
1000Kitap
İstanbul'dan Mektuplar 1909 - 1912Maurice Baring · Dergah Yayınları · 200815 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bu ülke kolay kazanılmadı kolayda elde tutulmadı.
Puan vermedi·127 syf.··
Beğendi
·
2024 196. kitabı
Herkesin okuması gereken ve okunduğu zamanda unutmaması gereken hakikatler. Masal kitaplarını bırakıp gerçeklere dönmemiz gerekiyor. "Yaşadığı ülkenin tarihini bilmeyenlerin coğrafyasını başkaları çizer" diye sevdiğim bir laf var. Ülkemizde son 100 yilda yaşanan acıları verilen milli mücadeleyi göz ardı edip, hatta karalamaya bile kalkarak acımasızca öldürülen atalarımızı çok incittik ve incitmeye devam ediyoruz. Yillar önce itilaf devletlerinin ülkenin dört bir yanına dağıttığı propaganda metinlerini şimdi gerçekmiş gibi dillendiriyoruz. Oysa bizim kendi önümüze bakıp bizim için çekilen acılara değecek bir ülke var etmemiz gerekirken masallara kanıp kavgalara tutuşuyoruz. Oysa bizimde bağıra bağıra anlatmamız gereken gerçekler var. Ve bu kitapta onlardan biri.
Tarih
1920 Adana Ermeni Mezalimi HatıralarıAbdülgani Girici · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 201920 okunma
Tarihi konularda doğru bilgiyle kalın.
10/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
Ali Akyıldız son dönem hanedan üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çekiyor. Hanedan üzerine aşırı romantik ya da oryantalistler gibi yaklaşmayan nadir tarihcilerden biri. Atılan iftira varsa mantıklı tezlerle çürütüyor. Ya da anılarda yer alan konuları doğruysa destekleyerek yanlışsa anti tezlerle çürütüyor. Son yazdığı kitaplardan biri olan Şehzade Yusuf izzeddin hayatına da bu şekilde değiniyor. Yıllardır bilinen yanlışları düzeltiyor. Gerek Türk gerekse yabancı arşiv ve basını kullanarak kitaptaki olaylari daha güçlü hale getiriyor. İntihar eden hanedan üyesi Şehzade Yusuf izzeddin'in çocukluğundan başlayarak öldüğü ana kadar ruhsal durumuna, degisimlerine, tutarsız kararlarına değiniyor. Tarihi alt yapısı ya da bilgisi olmayan için genelde bu tarz kitaplar soru işaretleri ya da bir daha hatirlanmamak üzere üstün körü bir okumayla kalır. Çünkü Şehzade Yusuf izzeddin'in ölümü özellikle bir dönem Enver Paşa, İttihat ve terakki, Almanlar, Sultan Vahdettin ve daha bissuru kişinin üzerine atılmıştır. Hatta Çanakkale ziyaretleri sırasında aynı anda bulunmayan Enver Paşa ve Yusuf izzeddin için binlerce senaryo yazılmıştır.(konuya ilgisi olanlar tokat hadisesini hatirlayacaktir). Kitapta Veliaht olan Şehzade'nin yetişmesi Avrupa'da iyi bir izlenim bırakması için dönem hükümetinin bir çabası olduğu anlaşılıyor. Çünkü son 30 yıldan beri Şehzadeler eğitim olarak neredeyse okuma yazma seviyesinden yukarı çıkamamıştır. "Attan sırtından inmeyen dedelerin torunlari ata dahi binemez hale gelmiştir." Bu yüzden Enver Paşa ve ittihat ve Terakki'nin Veliahtın yetişmesi için özel bir çabası vardır. Tabi bu her şey günlük gülistanlık demek değil taht yarışı, siyasi çekişmeler, şehzadeler arasında Huzursuzluk, savaşı ortamı tek bir kitapta kavranacak şeyler değil. Ama son dönem yazılan bu
Tarih
Yusuf İzzeddinAli Akyıldız · Tarih Kitaplığı · 20228 okunma
Tarihi şahsiyetlerin anılarını nasıl okumalıyız?
Puan vermedi·184 syf.··
2024 9. kitabı
Saltanatın kaldırılmasıyla Vahdettin'le yurt dışına çıkan heyette yer alan Tütüncüsü Şükrü Bey'in anılarını maalesef doğruluğunu karşılaştıracak pek anı yok. Vahdettin'in yanında bulunan diğer çalışanlari anılarını yazmadıkları için tek kaynak olarak yazılanlara her zaman şüpheyle yaklasilmali.. Şükrü bey İstanbuldan ayrılması önce Malta sonra Mısır en sonda San Rameo yerleşmeleri İstanbul'un işgal yıllarındaki komutan Charles Harington anılarıyla benzerlik gösterir. Ama kitapta yer yer birden fazla yanlislar bulunmakta. Bunu sebebi anılarını ilerleyen bir yaşta yazdığı için unutmalara bağlı olarak verilebilir. Anılardan yanlışlara gelecek olursak. 1. Vahdettin hiç bir kızını Hintli bir Müslümanla evlendirmemistir. Kitapta oğlu Ertuğrul'un Hindistana gönderilmesi olayı doğru değildir. Doğru ise ablası Sabiha Sultan'in yanına Fransa ve sonra birlikte Mısıra gitmiş olmaları. 2.Mediha Sultanın öz oğlu Sami Beyi üvey oğlu olarak hatırlamıştır. 3. Vahdettin'in kardeşleri arasındaki gençlik anılarından bahsederken Abdülhamit'in kendilerine hiç katılmadığını aksettirmiştir. Ama Abdülhamit'in ve Sultan Reşad'ın kendi anılarında kardeşlerin eğlencesine sürekli katıldıklarını aktarırlar. Bir yerde saz müziğinden hoşlandığını söylede son dönem padişah ve şehzadeler özellikle Batı müziği piyano keman tercih ediyor burada da yanlış aktarım söz konusu. 4. Vahdettin'in kardeşler arasında içki içtiklerinden bahsederken Sultan Reşad'ın içkiyi hiç bırakmadığı izlemini vermiş. Oysa özel yaşamı olarak Reşad hakkında daha somut deliller var.(lutfi simavi-halid ziya-safiye unuvar) Ortak görüşlerin Reşad'ı mevlevi dinine düşkün olarak verirler. 5. Sultan Reşad'ın ölüm sebebini bunama olarak aktarsada bu da gerçek bilgiden uzaktır. Yaşlılığa bağlı kalp yetmezliğinden ölmüştür. Anıları
Tarih
Saraydaki Kayserili-Şükrü BeyMuzaffer Şahin · Pelikan Yayınları · 20125 okunma
Tarihi nasıl okumalı, anıları nasıl değerlendirmeliyiz?
10/10
·160 syf.··
2024 7. kitabı
Bu ülke de 85 milyon Tarihçi var. Hiçbir şey bilmesekte tarih konusunda her şeyi biliyoruz. Daha doğrusu bilmediğimizi zannediyoruz. Yıllardır Çanakkale ajitasyonlara uğramış bir cephedir. Savaş planlarının bile evliyalara, rüyalara atfedildigi, 15 yasinda cocuklarin savasmaya götürüldüğü propaganda söylemleri halki gerçeklikten uzaklaştirmış ve şehitlerin Aziz hatırasına hakaretten başta bir şeye yaramamıştır. Yıllardır belgesellerde, filmlerde romanlarda hatta sözde tarihçilerin anlatilarinda bile Türk askerini aç savastiran, "üzüm hoşafı" güzellemesinden öteye geçememiştir. Akademik araştırma yapmayanların dışında ülke de hala Çanakkale Cephesinde asker menüsünü bilmeyen maalesef büyük bir kesimdir. Son zamanlarda bu duygusallıktan uzaklaştıran Çanakkale Cephesi anıları yayınlandı. Tabi bu yayınlardan önce genelkurmay arşivinde yemek listeleri yer alsa da nedense üç öğün muntazam bir yemeğe inanmak yerine "üzüm hoşafı edebiyati" halkın daha çok hoşuna gittiği için araştırma yapmak yerine. Arkasına mehter müziği verilen reels'leri dinlemek daha kolay hale geldi. Teğmen İbrahim Naci bütün bu duygusallari yıkarak üç öğün muntazam bir yemekten çarşıya yakınsa lokantada yemekten, parası olduğunda kendisine aldığı meyvelerden bahsederek bütün gerçekliği ortaya koyuyor. Anıları ikinci el kaynak olduğu için değerlendirme ve doğrulamak için dönem ve koşullar içinde yazılan anılarla karşılaştırma yapmak gerekiyor. Bu yüzden İbrahim Naci gibi Çanakkale Cephesi anılarına yer veren Teğmen Safiyuddin Efendide anılarında yemek konusunda aynı şeyleri söylüyor.
Tarih
Allahaısmarladıkİbrahim Naci · Yeditepe Yayınevi · 2021629 okunma