Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul depil miydi?
Ülkede çalışan, üreten her insan bir değerdir. Bu kişinin yediklerini, içtiklerini, tüketimini hesaplayınız! Akılıca yetiştirilen her insanın ülkeye neler kazandırabileceğini bir düşününüz! Bir de üretmeden tüketenlerin, sarhoşların, asalakların maliyetini düşününüz! Eğer halkımız eğitim görmüş olsaydı, bu insanların her biri ülke için,millet için çalışan, üreten birer güç kaynağı olurdu.