Insanlarda minnet duygusu ender bulunur ve en çok minnet duyanlar bile bu duyguyu ifade edemezler, sessiz kalırlar, utanırlar ya da bazen duygularını bastırmak adına kaba davranırlar.
Bu adamın hareketleriyle ve beden diliyle hissettiği her şeyi dışa vurabilme gibi büyülü bir yeteneği olduğunu size daha önce de söylemiştim. Hiçbir şey, yeryüzündeki hiçbir şey bir insanın çaresizliğini, yenilgisini, teslim oluşunu, yaşayan bir ölüye dönüşmesini bu hareketsizlik kadar sarsıcı bir şekilde anlatamaz.
Dün o atı şömineye attığında mutsuzdu. Evdeki herkes kaybolan oyuncağı ararken, o, yaptığı şey ortaya çıkacak diye gün boyu korku yaşadı. İşte o korku onun için cezadan beterdi, çünkü ceza dediğimiz şey de bir kesinlik vardır; ağır olsun ya da olmasın, her ceza korkunç bir belirsizlikten ve zalim bir bekleyişten daha iyidir.
Beynini keskin bir saban demiri gibi tatsızca ve defalarca oyan o korku dolu düşüncenin acısını hissettikçe, benliğinin her zerresi yaralanacak, kan revan içinde kalacakmış gibi geliyordu.