Dörtlünün emanetçisi

Dörtlünün emanetçisi
@Kitapsever1814
Yazılarımı, özetlerimi ilim sahibi değil talepkârı olan biri olduğunu bilerek ve "Allah alıntı yaptığım kişiden aile ve neslinden razı olsun" duasını ekleyerek - başka mecralarda paylaşmak üzerede- alabilirsiniz :) :)
Puan vermedi·252 syf.·
3 günde okudu
·
2020 29. kitabı
M. Barış Muslu
7/10 · 2.414 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Amin ya muin
Eyy niyetime göre cevap verenim, Eyy derdimi derman edenim, Eyy çaresizliğime çare olanım, Eyy şer sandığımı hayra çevirenim, Eyy olmazları oluranım, Eyyy olanları hayırda sabit tutanım,; Beni dünyada ve âhirette Efendim'e(sas) mahçup olmaktan muhafaza eyle... Beni ve ailemi, seni daima anan, razı olacağın şekilde yaşayan, önce kendi kurtuluşa ermiş sonra da başkalarını kurtarmak için terleyenlerden eyle... Riya ucub bataklığına uğramayan bir ömür, Hatalarımız, günahlarımıza rağmen Hüsn-ü hâtime nasip eyle..
Din
Hz. Süleyman devriydi. Saf bir adam, bir kuşluk vakti, kudretli peygamberin sarayına telâşla girdi. Nöbetçilere, hayatî bir mesele için Hazret-i Süleyman’la görüşeceğini söyledi ve hemen huzûra alındı. Süleyman –aleyhisselâm-; benzi sararmış, korkudan titreyen adama sordu: “–Hayrola neyin var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana!” Adam korku ve heyecan içinde başladı anlatmaya: “–Bu sabah karşıma Azrâil –aleyhisselâm– çıktı. Bana hışımla baktı ve hemen uzaklaştı. Anladım ki, benim canımı almaya kararlı!..” Hazret-i Süleyman sordu: “–Peki, ne yapmamı istiyorsunuz?” Adam yalvarıp yakardı: “–Ey canların koruyucusu, mazlumların sığınağı Süleyman –aleyhisselâm-! Sen nelere muktedirsin. Kurt, kuş, dağ ve taş senin emrinde!.. Rüzgârına emrediver de beni buradan alsın tâ Hindistan’a götürsün. O zaman Azrâil –aleyhisselâm– belki beni bulamaz. Böylece canımı kurtarmış olurum. Medet senden!” Süleyman –aleyhisselâm-; adamın, kaderin bir sırrından bir başka sırrına intikal edeceğinin idrâki içinde rüzgârı çağırdı ve; “‒Bu adamı hemen al, Hindistan’a bırak!” emrini verdi. Rüzgâr bu; bir esti, kükredi ve adamı aldığı gibi bir anda Hindistan’da uzak bir adaya götürdü. Adamın arzusu yerine gelmişti. Öğleye doğru Hazret-i Süleyman, dîvânını toplayarak, gelenlerle görüşmeye başladı. Topluluğun içinde Azrâil –aleyhisselâm-’ı da gördü. Hemen yanına çağırıp;
Din