Filiz Genç İpek

Filiz Genç İpek
@Kitapsever57
17 Yaşından bu yana STK’larda yer aldım. Son 25 yıldır kadın ve çocuklar için gönüllü olarak çalışıyorum.Emekliyim. Üç ayrı kitap kulübünde Ayda birer kez okuduğum kitapları tartışıyorum. Evliyim, anneyim.Hayvanseverim.
İletişim Uzmanı
Lisansüstü
Ankara
Mersin
194 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Shevek gülümseyerek "Sonsuzlukla ilgisi yok," dedi - gümüşi renkte, gölgeler içinde, zayıf, tüylü bir adamdı. "Yaşamı bütün olarak görmek için tek yapman gereken şey, onu ölümlü olarak görmek. Ben öleceğim, sen öleceksin; başka türlü birbirimizi nasıl sevebilirdik ki? Güneş de bir gün sönecek, başka türlü nasıl parlamaya devam edebi­lir? " "Senin şu durmadan konuşman, şu lanet olasıca felsefen yok mu!" "Konuşma mı? Konuşma değil. Akıl yürütme değil. Elin dokunuşu bu. Bütünlüğe dokunuyorum, onu tutuyorum. Hangisi ayışığı, hangisi Takver? Ölümden nasıl korkabilirim? Onu tutarken, ellerimde ışığı tu­tarken
Sayfa 160 - Metis Yayınevi, Birinci basım, Mart 1990·Kitabı okudu
Reklam
Neden bu kadar güzel görünüyor?" dedi Takver; kavuniçi battaniye­nin altında, Shevek'in yanında yatıyordu. Işık sönüktü. Üzerlerinde so­luk Metruk Uzay İşgalleri asılı duruyordu; pencerenin dışında parlak dolunay asılı duruyordu. "Tıpkı bunun gibi bir gezegen olduğunu, yalnızca daha iyi bir iklimi ve daha kötü insanları olduğunu, hepsinin mülkiyetçi olduğunu, savaştıklarını, yasalar koyduklarını, başkaları açlıktan ölürken yediklerini, yine de buradaki insanlar gibi yaşlan­dıklarını, şanslarının kötüye gittiğini, dizlerinde romatizma olduğunu, ayaklarında nasırlar çıktığını... bütün bunları bildiğimiz halde, yine de hala nasıl bu kadar mutlu görünüyor; sanki oradaki yaşam çok mutlu olabilirmiş gibi.
Sayfa 160 - Metis Yayınevi, Birinci basım, Mart 1990·Kitabı okudu
"Shev, hiç teşbih usulünde 'hastalık' denen şeye, toplumsal sevgi­sizliğe, mutsuzluğa, yabancılaşmaya, bütün bunlara yine teşbih yoluy­la acı, acı çekme de denebileceğini düşündün mü? Ya da acı gibi bunun da organizmada bir işlevi olduğunu?" " Hayır ! " dedi S hevek şiddetle. "Ben kişisel, ruhsal terimlerle konuşuyordum . " "Ama fiziksel acıdan, yanıklardan dolayı ölen bir adamdan söz edi­yordun. Bense ruhsal acıdan söz ediyorum! İnsanların yeteneklerinin, çalışmalarının, yaşamlarının boşa gittiğini görmelerinden. Akıllıların aptallara boyun eğmelerinden. Güçlülük ve cesaretin kıskançlık, güç hırsı ve değişme korkusu tarafından boğulduğunu görmelerinden.
Sayfa 141 - Metis Yayınevi, Birinci basım, Mart 1990·Kitabı okudu
Zamanın, kaynağına doğru yukarı akan bir ırmak gibi kendi üstüne katlandığını görüyordu._İki anın eşzamanlılığını iki elinde tutuyordu, ellerini ayırdığında iki anın bölünen sabun köpükleri gibi ayrıldıklarını görerek gülümsedi. Tam olarak uyanmadan kalkıp günlerden beri ondan kaçıp duran matematik formülünü karaladı. Uzayın, merkezdeki bir boşluğa doğru yaklaşıp du­ran, çöken bir küre gibi üzerine doğru büzüldüğünü, yaklaştığını, yak­laştığını gördü ve boğazında bir imdat çığlığı tıkanmış, sessizce kendi sonsuz boşluğunun bilgisinden kaçmaya çalışarak uyandı.
Sayfa 100 - Metis Yayınevi, Birinci basım, Mart 1990·Kitabı okudu
Çocukluğundan beri birçok bakımdan başkalarından farklı olduğunu biliyordu. Bir çocuk için böyle bir farklılığın bilinci çok acı vericidir, çünkü henüz bir şey yapmamış ve bir şey yapacak durumda olma­dığından, bunu mazur gösteremez. Kendi açılarından farklı olan büyük­Ierin varlığı, böyle bir çocuğun tek güven kaynağıdır; Shevek ise buna sahip değildi. Babası gerçekten son derece güvenilir ve şefkatliydi. Shevek ne olduysa ve ne yaptıysa Palat onaylamış ve sadık kalmıştı. Ama Palat'ta bu farklılık belası yoktu. O başkaları gibiydi, topluluk yaşamının çok kolay geldiği bütün o diğerleri gibi. Shevek'i seviyor­du; ama özgürlüğün ne olduğunu, bunu aşabilen tek şey olan o herke­sin yalnızlığına saygı gösterme duygusunun ne olduğunu gösteremezdi ona.
Sayfa 94 - Metis Yayınevi, Birinci basım, Mart 1990·Kitabı okudu
Reklam