Meraklı, pozitif, yaşamayı seven, kendi hayat amaçlarım doğrultusunda, kendi ilkelerime göre hayatı yaşamayı düstur edinen biriyim. Tabii ben böyle derim de ayna neyi gösteriyor? Bu soruyu birazda hayat cevaplayacak.
Psikolog Philip Tetlock bir keresinde şöyle yazmıştı : " Tutarlı, ön görülebilir ve kontrol edilebilir bir dünyada yaşadığımıza inanma ihtiyacı duyuyoruz; bu yüzden de o ihtiyacı karşılamayı vaat eden ve bize yetkiliymiş gibi görünen insanlara yöneliyoruz."
Ne kadarını bilmediğinizi kabul etmek, dünyada olup bitenlerin ne kadarının sizin kontrolünüzün dışında olduğunu kabullenmek anlamına gelir. Ve bunu kabul etmek, zor olabilir.
Daniel Kahneman bir keresinde bana insanların geçmişi anlamlandırmak için kendilerini anlattıkları hikayelerden söz etmiş ve şöyle demişti : Geriye bakıp da geçmişi açıklama yeteneği, bize dünyanın anlaşılabilir olduğu yanılsımasını getirir. Mantıklı olmadığı durumlarda bile, dünyanın bir anlam ifade ettiği yanılsımasını verir.
Bu, birçok alanda hata üretmemize yol açan önemli bir sorun. Çoğu insan, anlamadığı bir şeyle karşı karşıya kaldığında anlamadığının farkına varmaz; çünkü sınırlı bile olsa kendi benzersiz dünya deneyimi ve bakış açısı temelinde mantıklı bir açıklama bulabilir.
Hepimiz içinde yaşadığımız karmaşık dünyanın bir anlam ifade etmesini isteriz. Bu yüzden de hepimiz, gerçekte kör noktalarımız olan boşlukları doldurmak için kendimize hikayeler anlatırız.
Tarihi okuyanlar, kendilerini haklı çıkaran ve kişisel görüşlerini doğrulayan kanıtları arama eğilimindedir. Sadakat savunurlar. Onaylamak veya saldırmak amacıyla okurlar. Herkes meleklerin tarafında olmak istediğinden, buna uymayan gerçeğe direnirler. Tıpkı savaşları bitirmek için hep yeni savaşlar başlatmanız gibi.
Tarihten Niçin Öğreniriz? KİTABINDAN
H. LİDDELL HART'IN Kitabından