"Bizim muhabbet eden yani söyleşiden gayemiz gerçeği açığa çıkarmaktır zira aranan gerçektir ilim de manayı bulmak için düşüncenin ve fikirleri karşılaştırmanın fayda ve tesiri büyüktür işte sahabe ikramda adetleri böyleydi"Hakkı aramak için yardımlaşma dinin icabındandır fakat bunun 8 şartı ve alameti vardır.
1-Farzı aynı (kişisel sorumluluklar) borçları dururken Hakkı aramak için farz-ı kifaye (toplumsal sorumlulukları) ile uğraşıyorum diyenler yalancıdır....
2-Bu münazaradan daha mühim bir farz-ı kifaye olduğuna inanmayacak. Eğer bundan daha mühim bir farzı kifayenin varlığı kanaatindeyken hala münazara ile uğraşıyorsa günahkardır...
3-münazaraya girecek olan bizzat müctehit ve kendi re'yi ile fetva verebilecek seviyede olmalı...
4-Vuku bulmuş veya yakında vuku muhtemel olan meseleler münakaşa edilmeli...
5-Münazaranın büyükler huzurunda ve halk arasında olmaktan ziyade tenha yerlerde olmasını tercih etmektir.Zira tenha yer aklı bir noktaya teksif eder.Zeka ve düşünceyi toplamaya gerçeği anlamaya daha elverişlidir.
6-...Münazara ettiği zatı düşman değil yardımcı tanımalıdır...
7-Münazara ettiği yardımcısı (hasmı dahi olsa) gaye gerçeği aramak olduğuna göre aslında hasım suretinde yardımcıdır.Başka delile bir şüpheden başka şüpheye geçmesine engel olmamak...
8-Münazarayı kendinden istifade edilmesi umulan alimlerle yapmalıdır... (Kendinden küçüklerle yapmayıp ekabirlikten kaçınmalıdır.)
Zafer'e götüren sihirli formül şu iki kelimede gizliydi:Ümit ve sabır... Ümidini kaybeden ve sabretmesini bilmeyen nice insan yarı yolda kalmış yenilginin acı tokadını yemişlerdir.