Dürüst bir duvar ustasının vicdanı sızlar. Harcın içine haddinden fazla kum katmak ne demektir, bilir misin? Böyle bir bina dört beş yıl dayanır. Sonra biri öksürse, yıkılıverir. Hepsi aldatmaca, haince aldatmaca, hile! En kötüsü bu da değil, yaptığımız evler! Bunlar aslında ev bile değil. Bunlar, ruh ambarları bunlar! İnsanın midesi bulanır!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Savaş; korku ve sefaletten başka bir şey veremez. Yakar, yıkar, öldürür,yok eder." der Nazım Hikmet Ran
Öncelikle söylemek istediğim bir şey var. Bu kitap asla çocuklar için yazılmış bir kitap değil. Bu kitabın çocuk kategorisinde yer alması bence çok üzücü. Savaş, ırkçılık, ölüm, sefalet, açlık... Bunlar çocukların uzak tutulması gereken kavramlar.
Kitaba gelince, tarih 15 Nisan 1934. Shmuel ve Bruno. Dünyaya tam da bu tarihte gözlerini açan iki bebek. 9 yaşında kesişen yollar. Ve bu iki çocuğun insanlara ders verecek nitelikteki masumluğu.
Bir toplama kampı ve bu kampta yaşanan insanlık dışı olaylar. Kitap çok sade bir dilde, çok akıcı bir üslupla yazılmış ancak konunun ağırlığı altında eziliyor insan. Sonunda gözyaşlarınız kendiliğinden akacak ve savaşın, ırkçılığın, ötekileştirmenin insanlara yaşattığı acılarla bir daha yüzleşeceksiniz. Çok üzgünüm Bruno. Çok üzgünüm Shmuel. Yeryüzünde böyle acıların bir daha asla yaşanmaması dileğiyle