Devleti yöneten politik güç, kadrolarını kendine göre şekillendirme eğiliminde olduğu için makam ve mevki sahibi olmak isteyenler de egemenlere şirin görünmek için benzer politik söylemler ve uygulamalarla dikkat çekmeye çalışırlar. Bu ülkede uzunca bir dönem, okul müdürü olmak için bir sendikaya üye olmak gerektiğini eğitimciler çok iyi hatırlar. Soruları çalarak cevapları kendi taraftarlarına vermek suretiyle emek hırsızlığı yapıldığı yılları beraber yaşadık. Liyakatin olmadığı, "benden olana" kapıların açıldığı bu yapıda kadrolaşmanın en çok yaşandığı bakanlıklardan biri de Milli Eğitim Bakanlığı idi. Mevki ve makam isteyen eğitimciler için yol haritası bellidir, iktidarın hoşlanacağı söylemlerde ve eylemlerde bulunarak kendilerini görünür.
Karşı mahallelerin birbirine düşman olduğu, herkesin bu diğerini “öteki” olarak gördüğü bugünlerde, üzerinde toplumsal uzlaşıların olmadığı değerleri çocuklara sunmaya çalışmak oldukça zor görünüyor .
Dünyada din öğretimi kitaplarına baktığımızda genel olarak öyküsel bir anlatı ile devam eden bir akış görürüz. Bu anlatı biçimi, yaş düzeyine de uygundur ve çocukların merak etmesini sağlar. Biz ise dua ezberleme ile İslam'ı, gittiği okulları ezberletme ile Atatürk'ü sevdireceğimizi zannediyoruz. Ezberle sevgi olmaz.