Yetkinlik ve bir alanda çok iyi olmak için diploma ya da sertifikadan daha önemli olanın emek vermek, hayallerinin peşinden koşmak, zorluklar karşısında yılmadan çalışmak olduğunu farkli örneklerle sıklıkla görüyoruz.
"Coğrafya kaderdir" cümlesinin bizdeki yansıması acı bir kedere dönüşüyor. Çalışan ve üreten emekçi kesim için biçilen yaşam döngüsü, hep daha uzun çalışma saatleri üstüne kurulu. 12 ay çalış, kenara para koyma, şansın varsa 5-10 gün tatil yap ve ardından kaldığın yerden çalışmaya devam et. Bu süreçte çocuk büyütmeye çalış ve kara kara ona iyi bir geleceği nasıl hazırlarım diye düşün.
Dün, oku evlâdım, başarılı ol, iyi bir işe gir, kurtar kendini diye kulağına fısıldanan bizler bugün çocuklarımıza benzer öğütler veriyoruz. Anne babalarımız bizim geleceğimizi, biz de çocuklarımızın geleceğini kurtarmak için çırpınıyoruz. Bu mücadelenin kendisi başlı başına yorucu bir döngü.
Lisede kurulan hayallerimizle şimdi yaşadığımız hayatlara baktığımda aradaki uçurumun ne denli derin bir ülke gerçeğini yansıttığını fark ediyorum. Arada bir düşünüyorum, biz mi hayallerimizin peşinden koşma cesareti gösteremedik yoksa içinde bulunduğumuz hayatlar, hayallerimizi mi yavaş yavaş öldürdü diye…