Derdim yok, biraz dertlenmek istiyorum diyorsan, ya da dünyada en kötü ne olabilir ki, insanlar en çok ne kadar iğrençleşebilir zaten diye merak ediyorsan, buyur oku. Sayfa sayısı az, fakat hissettirdikleri ağır olan bir kitap. Çaresizliği iliklerine kadar hissediyorsun bu kitapta. Sonuna geldiğinde de bir insanın dünyadan ne kadar vazgeçebileceğine şaşıp kalıyorsun. Aslında birçok duyguyu yaşıyorsun okurken. Yer yer sayfalar arasına girip kafa göz dalmak da istediği oluyor insanın. Her satırda kadın olmanın trajedisini damarların dolusunca hissediyorsun. Şimdilerde kadına olan bakış açısı çok şükür ki büyük oranda ehlileşti diyebiliriz. Elbette ki kırsal kesimde hala daha bu düşünce kalıplarını görüyoruz. Ataerkil toplum anlayışının bireyler üzerinde ne kadar yıkıcı sonuçlara sebebiyet verdiğini kitaptaki her bir karakterde görüyoruz. Aslında sadece kadınlar olumsuz etkilenmiyor bu durumdan. Erkeklerin de hayat anlayışında zamanla bozulmalar olduğu görülüyor .İlk olarak Melek karakterini ele alalım. Kendisini cinsel kimliği ve varlığı bir erkeğe bağlı olmadan kabul görmeyen bir kadın o. Suç onun değil, ona tam olarak bu öğretildi ve o da doğru olanı bu kabul etti. Hayat boyu onun adına tüm kararları başkası verdi. Üvey babası Melek'in ilk Azrail'iydi. Ardından Hüsrev Bey bu görevi devraldı ve ikinci Azrail olarak canına okudu kızın. Sonrasında da üçüncü Azrail girdi hayatına. Yargıç Faik İrfan ELVERİR... Ölüm kararını da o verdi son perdede. Ne acı bir hayat. Gerçi pek yaşadı denmez de...neyse
Gelelim sayın kadın düşmanı hakimimize. İrfan karakteri bize gösteriyor ki çocukluk bir bireyi inşa eden demir, çimento, harç toplamından başka bir şey değil. İrfan Bey çocukluğunda çok pis koktuğu için bunun suçunu hep annesine buldu. Annesi ona daha iyi baksaydı böyle
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma