Merhabalar Kapak Kızı serisinin ikinci kitabı Yeşil Peri Gecesi’nin incelemesiyle geldim
İlk kitapta dergideki resimlerinin insanlar üzerinde etkilerini okuduğumuz Şebnem’le bu kitapta tanışıyoruz. Küçük yaşta mutlu bir ailesi varken; babasının, geçirdiği kaza sonucu bir kolunu kaybedip, yüzü ve vücudunda kalıcı izler kalmasıyla hayatı tepetaklak olan, mutlu aile yaşantısı son bulan Şebnem’in sarsıcı hikayesini okuyoruz. Babası hastanedeyken annesinin amcasıyla birlikte olduğunu yakalayan, bu anıyı bir türlü unutamayan, annesiyle yarışır bir güzelliğe sahip, zekasını hiçe sayıp güzelliğini bile isteye silah edinip, sanki hayattan intikam almak istercesine, kendini dibe götüren canım Şebnem’in hikayesi… Hayatında karşılaştığı insanların kendini nasıl kırılma noktasına götürdüğünü, mahvettiği eğitim yaşamını, ilmek ilmek ördüğü yok oluşa giden zamanlarını Şebnem’in ağzından okuyoruz. Sonra Osman’a denk gelişini, biraz toparlanışını ama bu toparlanmanın Osman’ın pasifliği ve bencilliği yüzünden çok sürmeyişini, hayal kırıklıklarını okuyoruz. Ailenin bir çocuğun hayatında ne kadar önemli olduğunu, kitabın her satırını okurken derinden hissedeceksiniz.
Ayfer Tunç’un anlatım dili, detaylara verdiği önem ve karakterlerin iç dünyalarını yansıtma becerisi, sizin de kitabın karakteriyle bütünleşmenizi sağlıyor. Kitabı okurken Şebnem’in dilinden değil sanki kendi dilimden kitabı okuyor gibi hissettim. Şebnem’in yaşadıkları, aktardığı duygular, bende karşılığını çokça buldu. Ayrıca yazar bu kitapta çok zengin metaforlar kullanmış, şiirlere, şarkılara yer vermiş. Adeta dil cambazlığı yapmış. Yararlandığı şiirleri, şarkıları kitabın arkasında kaynakça şeklinde vermiş. Şiirleri araştıracaktım ve benim için kolaylık oldu Ayrıca, metinler arası geçişlerdeki ustalığı ve zaman