Serpil

Serpil
@Kitapvecay1
Çaysever, doğasever, sükûnetsever ve okurgezer. Bu dünyadan hâlâ geçmekte olan müteferriç bir münferid.
326. Aşırı okuma bizi daha zeki kılmaz. Bazı insanlar kitapları basitçe "yutarlar” Onlar bunu yaparken “sindirmek", okunanı işlemek, hazmetmek ve anlamak için gerekli olan zorunlu düşünce fasılalarına riayet etmezler. Bu tür insanlar konuşurken, Hegel, Heidegger ve Marx'tan bazı parçalar ham olarak işlenmemiş halde çıkar. Bir arının poleni bala dönüştürmesinin “dahilî” çalışma ve zaman gerektirmesi gibi okuma da şahsî bir katkı gerektirir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Serpil

, bir kitap okudu
Puan vermedi·269 syf.·
12 günde okudu
·
2024 22. kitabı
İhsan Oktay Anar
8.6/10 · 11,8bin okunma
İbrahim Dede kaşlarını çatarak, "İnsanın alçaldıkça yükseleceğine veya yükseldikçe alçalacağına inanmıyorum!" dedi. "Şairâne bir söz bu. Keşke şairin bu sözü edebi olduğu kadar doğru da olsaydı! Ama bir söz, güzeldir diye doğru kabul edilemez. Güzel söz başka, doğru söz başka! Ben doğruyu söylemeyi tercih ederim, her ne kadar vezinli kafiyeli olmasa da. Bana göre insanlar, alçaldıkça alçalır ve yükseldikçe yükselir. Ben yükselenlerdenim!
Neyzen İbrahim Dede gülümseyerek, "Kin şeytanın kahkahasıdır," dedi. "Bu duygu seni yoldan çıkarmış. Tekrar bize katılıp bu duygudan arınmaya ne dersin?" Derviş, "Sevsinler!" dedi. "Yamak, aşçı olmak ister. Aşçı, aşçıbaşı olmak, şakirt de kâtip olmak, kâtip ise paşa olmak ister. Paşaların istediği de vezir olmaktır. Kısacası herkesin istediği, bir şey olmak, olabilmek! Sizler de gūyā pişmek ve olmak istiyorsunuz. Aslında kendinizden başkasını kurtarmak peşinde değilsiniz. Sadece kendi ruhunuzu temizleyecek kadar da bencilsiniz. Yazıklar olsun size! Ruhunuzu kirletmemek için, taşın altına elinizi sokamayacak kadar da korkaksınız. Kinin ve nefretin ne olduğunu siz nereden bileceksiniz! Bu dergâhta kötülüklerden uzak yaşıyorsunuz. Padişah tarafından korunup kollanıyorsunuz. Üstüne üstlük bir de saygı görüyorsunuz. Hâl böyleyken sizlere kim kötülük yapmaya cesaret edebilir ki! En önemlisi, sizin hiçbir yaranız yok! Ya benim yaralarım? İşte!"
Ney sesinin tekrarlanan harflerle hissettirilmesi
Bu sazdan üflenen nağmeler, sırrın ufûlevi vūsafâsı olan ehl-i vukuf füsünkârların bezediği o vâsî füseyfisāda raks ve vüsüb eden vüsemâ gibi birer üfkühe idiler. Ama füsûs ki, üflendikçe gönüllerdeki menhûs ufûnetin üfül olduğu, bu füyûz dolu, tabiî bir vūs ve vus'at taşıyan nefesler, hangi yusuf-ı kalbîden nasıl hâsıl olur diye sanki, fusûl-ı erbaa teessüf ediyordu. Üflenenler âdeta, Şems'in üfül ettiği ulka gönderilen canlardan ibaret bir demet vūfûd idiler.