Ebeveyn ve çocuk arasındaki sevgi herhangi bir aşk ilişkisi gibidir, dedim Elza’nın o hafta bana söylediklerini tekrarlayarak. Başlangıçta çok fizikseldir. Sonra daha dilsel, daha mesafeli bir hale dönüşür. Çocuklar daha özerk hale geldikçe giderek daha az senin olurlar.
Belki de bu bana zor geldi, dedi annem. İkinizi gittikçe daha çok kaybediyordum. Ama en azından sizi rahatsız etmedim. Bir şey olursa bana zaten gelirler diye düşündüm. Oğlunun kitaptaki resmine kısa bir süre baktı.
Yakında yaşlanacaksın ve ilişkimiz yeniden fiziksel hale gelecek, dedim. O zaman poponu yine de silmeyeceğim.
Çürüyen böğrümü düşün.
Orayı delip geçen mermiyi düşün.
İlk başta soğuk mu soğuk bir sopa gibi hissettiği şey,
Bir anda karnının içini alt üst edip ateş topuna dönüşen o şey,
Onun böğrümde oluşturduğu, benim bütün sıcak kanımın akıp gitmesine sebep olan o deliği düşün.
Onun çıktığı namluyu düşün.
Soğuk mu soğuk tetiği düşün.
Onu çeken sıcak parmağı düşün.
Bana nişan alan gözleri düşün.
Ateş emrini veren kişinin gözlerini düşün.
İnsanın kendi kendini aşağıladığı küçük anlar çok büyük travmalar aslında çünkü insan kendi kendine karşı savunamıyor. Aşağılayan kendisi, aşağılanan kendisi, nasıl yapsın?
Evlilik yemini akıl oyunudur. Şu anda en iyi davranışını sergileyen kişinin, günün birinde fiziksel, duygusal ve mali sağlığınızı, sözleşmeyi bozmanın rahatlığının üstünde mi tutacağını tahmin etmen gerekir.
İyi bir evlilik bile kadının ruhunu emiyor. En kötü kavgalarımızda, boşanmamızı eli kulağında, kesin bir şey olarak görüyorum. Yine de daha iyi bir evliliğe sahip kimseyi tanımıyorum. Bir erkeğin karısı olmak gerçekten boktan bir şey. Yemin ederim bu evlilikten sağ çıkarsam, bir daha asla bir erkekle birlikte olmayacağım.