Begüm Destebaşı

Begüm Destebaşı
@Kitapvesile
Biraz avukat, çokça anne, her zaman kitap sever...
Avukat
Ankara
Çanakkale, 22 Kasım 1988
60 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı

Begüm Destebaşı

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.·
2026 9. kitabı
Seray Şahiner
8.7/10 · 5,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Begüm Destebaşı

, bir kitap okudu
Puan vermedi·144 syf.·
2026 8. kitabı
İrem Acar
8.8/10 · 87 okunma
Annemin Uyurgezer Geceleri / Ayfer Tunç
Puan vermedi·440 syf.··
2026 10. kitabı
Ayfer Tunç bu romanda kader fikrini tartışmaya açıyor. Üç kuşak boyunca tekrar eden babasızlık, yalnız annelik ve eksik erkek figürü ilk bakışta “kadersel bir döngü” izlenimi yaratıyor. Ancak metin dikkatle okunduğunda bunun metafizik bir yazgıdan çok, kuşaklar arası aktarılan bir duygusal miras olduğu görülüyor. Romanın asıl meselesi seçimler değil; seçimleri mümkün kılan bilinçdışı zemindir. Anneler kızlarını bilinçli olarak aynı sona sürüklemezler. Fakat aktarılmayan yas, konuşulmayan kırgınlık ve sağaltılmamış güvensizlik, kız çocuklarının duygusal dünyasında görünmez bir rehbere dönüşür. Böylece tekrar eden şey kader değil; sorgulanmamış aktarım olur. Tunç’un “uyurgezerlik” metaforu da burada anlam kazanır. Karakterler hayatlarında bilinçli adımlar attıklarını sanırken, aslında geçmişin karanlık koridorlarında dolaşmaktadır. Uyanış ancak döngünün fark edilmesiyle mümkündür; fakat romanda bu uyanışın kesinliğinden söz etmek zordur. Bu noktada Eyşan karakteri ayrı bir yerde durur. Onun güçlü ve sarsılmaz görünen varlığı, hayranlık uyandırdığı kadar mesafe de yaratır; Eyşan, kırılganlığını disiplinle örten bir kadın figürüdür. Şehnaz’ın Eyşan’la –belki de onun temsil ettiği kadınlık biçimiyle– kendi içinde sürdürdüğü kavga ise romanın görünmez çatlaklarından biridir; hayranlık ile öfke, özdeşleşme ile reddediş arasında gidip gelen bu gerilim, kuşaklar arası aktarımın yalnızca anneler üzerinden değil, kadınlar arası aynalanma üzerinden de kurulduğunu düşündürür. Metnin en huzursuz edici boşluklarından biri ise pırlanta küpe metaforudur. Anne ve kızın tek tek taktığı küpe, yalnızca estetik bir ayrıntı değildir; arzu, benzerlik ve belki de görünmez bir rekabet imgesidir. İsmi anılmayan E. ile Şeymaz’ın annesi arasında gerçekten bir şey yaşanıp yaşanmadığı açık
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267bin okunma
Sıfır Noktasındaki Kadın
Puan vermedi·112 syf.··
2026 11. kitabı
Sıfır Noktasındaki Kadın, bireysel bir dram değil; patriyarkanın kurumsallaşmış şiddetinin anatomisidir. Nawal El Saadawi, Firdevs’in hikâyesi üzerinden erkek egemen düzenin nasıl üretildiğini, yeniden üretildiğini ve kadın bedenini nasıl disipline ettiğini gösterir. Firdevs’in hayatında yaşanan hiçbir kırılma “tesadüf” değildir. Çocuklukta maruz kaldığı cinsel istismar, erken yaşta zorla evlilik, ekonomik bağımlılık, sistematik şiddet, eğitim hakkının gaspı… Bunların tamamı patriyarkal düzenin sürekliliğini sağlayan mekanizmalardır. Bu yüzden metin, bireysel ahlâk meselesi değil; yapısal iktidar meselesidir. Saadawi’nin en sert hamlesi, “namus” ve “ahlâk” kavramlarını ters yüz etmesidir. Firdevs evliyken şiddet görürken toplum için makbuldür; bedenini kendi iradesiyle sattığında ise “ahlâksız” ilan edilir. Oysa erkeklerin onun bedeni üzerinden kurduğu ekonomik ve cinsel tahakküm hiçbir zaman sorgulanmaz. Bu çelişki, patriyarkanın en çıplak halidir: Kadın bedeni denetlenmek istendiğinde kutsallaştırılır, sömürülmek istendiğinde metalaştırılır. Firdevs’in en radikal eylemi cinayet değildir. Radikal olan, korkmamayı seçmesidir. Ölümü kabul ederken sergilediği bilinçli meydan okuma, devletin, dinin ve erkekliğin ortak otoritesine yöneltilmiş bir itirazdır. İdam sehpası onun için bir son değil; iktidarın onu korkutarak yönetemediği ilk andır. Bu metin rahatsız eder. Çünkü Firdevs’i “kurban” olarak konumlandırmamıza izin vermez. O, sistemin ürünüdür ama aynı zamanda o sistemi teşhir eden bir özneye dönüşür. Okurken şunu fark ettim: Firdevs’in hikâyesi uzak bir coğrafyanın istisnası değil. Kadın cinayetlerinin, ekonomik bağımlılığın, eğitim eşitsizliğinin ve “iyi kadın” kalıplarının hâlâ gündelik hayatın parçası olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu yüzden Firdevs’in sesi
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,2bin okunma
Taş Kağıt Makas / Alice Fenney
Puan vermedi·312 syf.··
2026 12. kitabı
Taş Kağıt Makas’ı bitirdiğimde geriye kalan şey, şaşkınlıktan çok bir sessizlik oldu. Çünkü bu roman, son sayfaya gelince değil; son sayfadan sonra açılıyor insanın içinde. İlk bölümlerde okuduğum hikâyeyle, sonlara doğru fark ettiğim hikâye aynı değildi. Meğer ben en başından beri, farkında olmadan başka bir metni de okuyormuşum. Alice Feeney’in ustalığı tam da burada: ipuçları gizli değil, sadece bakmayı bilmeyen gözler için görünmez. Romanın asıl gücü, polisiye gerilimden çok ilişkiler üzerine sorduğu sorularda yatıyor. Birbirinin “en yakını” olan insanlar gerçekten birbirini ne kadar tanır? Sır saklamak başlı başına bir kötülük mü? Yoksa mesele, saklanan sırrın yönü mü? Kendinle ilgili, hatta kendine bile itiraf edemediklerin mi daha masumdur, yoksa karşındakine zarar verecek olanları saklamak mı asıl ihanet? Kitap boyunca evlilik, güven, sadakat ve hakikat kavramları net çizgilerle değil; bulanık, gri alanlar üzerinden tartışılıyor. Kimse tamamen masum değil, kimse tamamen suçlu da. Finaldeki belirsizlik ise tesadüf değil. Dedektifin, mezarlığın, eksik kalan parçaların amacı “gerçeği açıklamak” değil; gerçeğin her zaman tam olarak bilinemeyeceğini hatırlatmak. Taş Kağıt Makas, okuru cevaplarla değil, rahatsız edici sorularla baş başa bırakan bir roman. Ve belki de en dürüst hikâyeler, tam olarak bunu yapanlardır. Alice Feeney Taş Kâğıt Makas
1000Kitap
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,2bin okunma