Üç kitaplık serinin ilki biraz hüzünlü biraz da eğlenceli, çoğu çocukluk gibi. Babasının ölümüyle birlikte dedesinin yanında yaşamaya başlayan minik Aleskey’in anılarını okuyoruz. Miras kavgaları, ölümler, doğum ve küçük bir çocuğun gördüğü akıl almaz şiddetlerle dolu koca bir çocukluk. Gorki kendi yaşam öyküsüyle birlikte dönemin Rus aile yapısını da işliyor. Duylarını sürekli zıt kutuplar içinde yaşayan Gorki sevgiile nefreti, iyi ile kötüyü merhamet ve şiddeti birlikte görüyor bu da ona iyi analiz yapabilme yeteneği kattığını düşünüyorum. Rusya’da yaşanan devrim öncesi yaşanan yıllar onun çocukluk yıllarına da yansımış, Değişen şartların bir çocuk üzerindeki yansımalarını anlatan etkileyici roman…
#alıntı
“Kendi kendinin patronu olmayı öğren, kimsenin etkisi altında kalma! Sessiz... sakin... ama inatla yaşa! Herkesi dinle, ama senin için en iyisi neyse onu yap...”
“Adını anmak istemem.. Kötü insanları anmaya değmez! Tanrı görür onları, şeytanlar ise sever.”
“Çok az ağlardım, o da yalnızca kalbimi kırdıklarında; yoksa acı beni ağlatmazdı.”
“Onun dünyaya olan bu içten, çıkar gözetmeyen sevgisi bana hayatın zorluklarına karşı koyma gücü kazandırmıştı.”