aliyee

aliyee
@Kitapyummy
sosyolog/ lojistik
Selçuk üniversitesi
İstanbul
3 Temmuz
180 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Mürebbiyede, ülkesi Fransada dikiş tutturamayarak İstanbula gelen ve bir ailenin konağına mürebbiye olarak giren Anjelin öyküsü anlatılır. Daha önce uyumlu bir yaşamı olan konak halkının erkekleri, Anjelin gelişiyle baştan çıkarlar ve konağın dirliği bozulur. Yazar, bu romanında ikiyüzlü aile ahlakını yermektedir. #alıntı "Ben âşık olmanın güzel bir şey olduğunu düşünmüştüm hep." “İnsana mutluluk kadar sağlık katan bir şey yoktur ve en büyük mutluluk da bir başka insanı mutlu etmektir.” “Ağlayamayacak kadar ümitsizdim.”
MürebbiyeStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202132,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
Kitap satranç oyununu anlatan bir hikaye gibi gözüksede derinlerde bir yerde veda mektubudur. Yazarın son eseridir. Zweig bu kitabı Brezilya’da ki intiharıdan birkaç ay önce yazmıştır. Kitap bir satranç şampiyonu ve acı bir yaşantı sonucu satrancı en ince ayrıntısına kadar ezberleyen Dr.B’nin müthiş hikayesini anlatıyor. Kitapta ana karakterlerin psikolojileri o kadar muazzam bir şekilde işlenmiş ki çaresizliğin ,şüphenin ve hatta yalnızlığın insanı ne kadar psikopatlaştırabileceğini hayal edebilirsiniz. Kitap ikili arasında ki oyunu anlatmanın yanı sıra dönemin Avrupa kültürünün nasyonal sosyalist tehlike altında yok oluşunada işaret ediyor. Avrupa kültürüne elveda derken Stefan Zweig da yaşama elveda demeyi seçiyor maalesef . Kısa ama son derece etkileyici ve çıkaracağımız anlamlarla uzun uzun düşündüren bir eser. “ Yeryüzünde beni sorgulamayan, bana işkence yapmayan bir insan var mıydı gerçekten? “ “ İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz.“ “Bütün yontulmamış varlıklarda olduğu gibi onda da gülünç bir kendini beğenmişlik vardı.”
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma
6/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2020 17:21
Kitapta neredeyse hiçbir olay örgüsü yok. Kitap bütünüyle bir evde yaşayan on - on beş kadar insanın -en çok da dört beş kişinin- ilişkileri ve kafasından geçenler üzerine kurulu. Bilinç akışı tekniği detaylı olarak işlenmiş. Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümü ve son bölümü birer günde geçiyor. Ara bölümde ise oldukça edebi bir ev betimlemesi var. Bu ev betimlemesi arasına da on yıllık zaman diliminde yaşananlar serpiştirilmiş. Az olay, çok betimleme, bol düşünce akışı... #alıntı “.. sanki acılarla dolu bir dünyada mutlu olmak, bir insanın işleyebileceği en alçak suçmuş gibi.” "... hiçbir şey kalıcı değil, her şey değişiyor; ama kelimeler kalır, resimler kalır." “zavallı dünya. onca zalimi içinde barındıran..”
Deniz FeneriVirginia Woolf · İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,7bin okunma
Puan vermedi
Üç kitaplık serinin ilki biraz hüzünlü biraz da eğlenceli, çoğu çocukluk gibi. Babasının ölümüyle birlikte dedesinin yanında yaşamaya başlayan minik Aleskey’in anılarını okuyoruz. Miras kavgaları, ölümler, doğum ve küçük bir çocuğun gördüğü akıl almaz şiddetlerle dolu koca bir çocukluk. Gorki kendi yaşam öyküsüyle birlikte dönemin Rus aile yapısını da işliyor. Duylarını sürekli zıt kutuplar içinde yaşayan Gorki sevgiile nefreti, iyi ile kötüyü merhamet ve şiddeti birlikte görüyor bu da ona iyi analiz yapabilme yeteneği kattığını düşünüyorum. Rusya’da yaşanan devrim öncesi yaşanan yıllar onun çocukluk yıllarına da yansımış, Değişen şartların bir çocuk üzerindeki yansımalarını anlatan etkileyici roman… #alıntı “Kendi kendinin patronu olmayı öğren, kimsenin etkisi altında kalma! Sessiz... sakin... ama inatla yaşa! Herkesi dinle, ama senin için en iyisi neyse onu yap...” “Adını anmak istemem.. Kötü insanları anmaya değmez! Tanrı görür onları, şeytanlar ise sever.” “Çok az ağlardım, o da yalnızca kalbimi kırdıklarında; yoksa acı beni ağlatmazdı.” “Onun dünyaya olan bu içten, çıkar gözetmeyen sevgisi bana hayatın zorluklarına karşı koyma gücü kazandırmıştı.”
ÇocukluğumMaksim Gorki · İş Bankası Kültür Yayınları · 201419,6bin okunma
Puan vermedi
Türkedebiyatı klasiklerinden.. Edebiyatımıza, romantizm ve realizmin geliş hikayesi .Eserin tek kusuru dönemin etkisinden kaynaklı yazarın uzun cümleleri bazı yerlerde anlatımı bölüyor. Ama genel olarak nedenleri ile insanların davranışlarını anlatma çabasını okuyoruz . Yazar hürriyeti esir-efendi ilişkisiyle ele almaya çalışmış. Sergüzeşt, Kafkasya'nın bir köyünden esir olarak satılan küçük bir kızın hikayesi: Ana karakter Dilber .. Bir esire yapılabilecek en kötü şeylerin sonunda sadece küçük bir umuda tutunmuşken bu zorlukların altında dayanamayıp kendini hürriyetine kavuşmak için derin sulara bırakan masum bir kızın hikayesi.. #alıntı “Korkma bu ağaçlar, çiçekler sır saklar. İnsan değil ki ihanet etsin.” "Zavallı çocuklar! Sizin o mini mini elleriniz birkaç asırdan beri insanlığın altında inlediği esaret zincirlerini kırmak için değil, belki kendiniz gibi küçük kuşları,güzel çiçekleri okşamak içindir." "Senin bana ne kadar tesir ettiğini biliyor musun? Beni gündüzleri düşündüren gece sabahlara kadar uyutmayan hep sensin!" “Bir kuşun ötüşüyle bir çoçuğun ruhu arasında ilişki vardır.” "Hayatımıza arkadaşlık eden geçmiş,unutuşun denizi içinde yok olur." “Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o kuvvetin de mahvolduğu vakitlerdir ki, onun yerini alan dokunaklı bir sessizlik en şiddetli acıyla dökülen gözyaşlarından daha yürek sızlatıcıdır.”
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma