Kitapzede

Tess Gerritsen
🍀1953 San Diego, Kaliforniya doğumlu Çin asıllı Amerikalı doktor ve yazardır. Stanford Üniversitesi'nde antropoloji konusunda lisans yapıp, Kaliforniya Üniversitesi’nden de tıp diploması almıştır. Stajını Hawaii’de tamamladıktan sonra, doğum iznine ayrıldığı sırada ilk romanı “Call After Midnigt/Geceyarısından Sonra Gelen Telefon”u yazmıştır. (Kitap Türkçe ilk baskısını Gelişim Yayınlarından “Büyük Takip” ismiyle yapmış, beyaz dizi serisi olarak servis edilmiş kitabın baskısı yok, ikinci el bulunabilir. Daha sonra yazarın dilimize çevrilen on beş belki yirminci kitabı olarak 2014 yılında Martı Yayınevinden, son olarak da 2020 yılında Doğan Kitaptan tekrar basılmış. İsmi her iki yayınevi de aynı kullanmış “Gece Yarısından Sonra”, çok fazla bizdeki basım sıralaması ve yıllarına dokunmayayım, yeni başlayacaklar için büyük kafa karşılıklığına sebep olabilir. Direkt direkt listeyi okuma sırasına göre ekliyorum😻Nerde kalmıştık heh; romantik gerilim olarak tanımlanan (Gece Yarısından Sonra) kitabı aynı türde sekiz roman daha izledi. New York Times'ın en çok satan kitap olarak tanıttığı Hasat ile tıbbî gerilim romanları yazmaya başladı.Burada bi es verip, okumak isteyenler bırakacağım sıralamayı takibi esas alırsa (orijinal kronolojik döküm) yazarın kalemindeki değişim/gelişimi farketme bakımından da daha keyifli olur der, hemen romantik gerilim türündeki kitaplarını aslına sadık zaman sırasına göre eklerim. ✔️Tess Gerritsen romantik&gerilim kitapları * Gece Yarısından Sonra - Call After Midnight (1987) * Bıçak Sırtı - Under the Knife (1990) * Asla Arkana Bakma - Never Say Die (1992) * Proje: Ölümcül Virüs - Whistleblower (1992) * Masumiyetin İçin Savaş - Presumed Guilty (1993) * Karanlığın Ayak İzleri - In Their Footsteps (1995) ek bilgi gelecek. * Peggy Sue Got Murdered
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ne zaman eskiyor sevgiler Ödenen bedellerin acısı geçince mi? Yağmur yağıyor, mutfak camındayım Nasıl üşüdüğümü bilemezsin. Menekşelerim çiçek vermiyor artık anne. Söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama... Şimdi telefon açsam sana, sesini duymak da yetmiyor ki. Hep aynı cümleler; ''Babamlar nasıl, ilacını aldın mı?'' Nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde. Bir yerlere sığdıramıyorum yüreğimi. Bazen dalıp giderdin mutfakta yemek yaparken Tahta kaşıkla tencerenin başında öylece ne düşünürdün acaba? Özlemek çok fena anne. Anlamak seni ; daha da fena.. Omuzlarım ağrıyarak uyanıyorum sabahları. Benim kızımın omuzlarımı ovmasına daha çok var. Gittikçe sana mı benziyorum ben, ya da '' Annenin kaderi kıza ''dedikleri doğru mu? '' Baban eskitir her şeyi kızım'' demiştin bi kez, Anlamamışım meğer, eskiyormuş anneciğim. Omzunu ovacak kalmıyormuş meğer aynı evin içinde. Şimdi duysan bunları ne üzülürsün; mutsuz mu kızım diye, Çoktan kendinden vazgeçmiş bir sesle. Mutsuz değilim de anne, Yağmura ve mutfağımdaki kedere çare bulamıyorum. Evimi topluyor, toz alıyor, patlıcan kızartıyor,
Yazmam belki diyordun ama, yine bir Murakami incelemesi yazmaya başladım. Onu paylaşana kadar, yazardan okuyup üzerine kalem oynattığım kitaplarına belki göz atarsınız.
Anladığınız üzere Asaf’ın “Kırılmadık bir şey kalmadı” eserini tekrar okuyorum. Daha önce alıntı girmiş miydim? Tekrara düştüklerim var mı hatırlamıyor varsa da affınıza sığınıyorum. Bu eser daha önce yayımlanmış üç kitabı ve ardında bıraktığı anı, deneme türü yazılardan oluşuyor. Dönem dönem kendime yeni kattıklarımla, farklı bir perspektifle okumayı seviyorum. Her daim tavsiye listemde💕
“Yeryüzü daha ağır mı çeker bir pirinç tanesinden?” Walter Helmut Fritz