Eskiden yazarlar yazdıkları sayfa sayısına göre para alırlarmış, bu sebepten uzattıkça uzatırlarmış. Kalın eserleri okurken gereksiz kısımları bulmak için çabalarsanız, bu bir eğlenceye dönüşür. Diğer taraftan eserin değeri gözünüzde azalır.
"Yukarıdan, hoparlörden konuşan ses, ya da aracılar yani aşçı ile o paspasçı adam bize yalan söyledi. Hani otuzuncu güne göre ayarlanmıştı her şey. Üçün, altının, yedinin bir anlamı yok demek ki."
Toprağımızı alma isteğiniz üzerinde düşüneceğiz. Halkım Beyaz Adam ’m almak istediği nedir, diye soracak.
Bunu bizim anlamamız zor.
Eğer o güzelim havanın, köpüren suyun sahibi biz değilsek, onu bizden nasıl alabilirsiniz ki?
Beyaz Reis Washington’daki Büyük Reis’in bize selamlarını ilettiğini söylüyor.
Bu çok ince bir davranış, çünkü karşılığında bizim dostluğumuzu pek gereksinmediğini biliyoruz.
Onun halkı çok kalabalık.
Uçsuz bucaksız çayırları kaplayan otlar gibiler.
Benim halkımsa az.
Fırtınanın yaladığı bir ovaya dağılmış ağaçlara benziyor.
Büyük ve öyle sanıyorum ki iyi Beyaz Reis, bize topraklarımızı satın almak istediği haberini yolluyor.
Ama rahat bir yaşam sürmemizi sağlayacak kadarını bize bırakacakmış.