"Benim Thornfield'deki o yıldırım çarpmış kestane ağacından pek farkım yok! O ağaç yıkıntısının taptaze bir sarmaşık gülüne, 'Gel de benim çürük gövdemi çiçeklerinle sar,' demeye hakkı var mıdır?"
Onun yanındayken davranışlarımı kollayıp sözlerimi tartmak, coşkunluğumu, sevincimi baskı altında tutmak zoru yoktu. Onun yanında ben, benim yanımda o, tam anlamıyla yaşıyorduk.