Ne zaman derin bir üzüntüye kapılsam gözlerim parlar, tavır ve hareketlerim neşelenir, içim içime sığmaz olur. Dünyayı hiçe sayıyor muşum gibi kahkahalarla gülerim, türlü gevezelik ve delilikler yaparım. Maamafih öyle sanıyorum ki, yakın kimsesi ve başkalarına açılmaya kabiliyeti olmayan insanlar için bu daha iyi bir şeydir.
Hadi, Jane, hınzırca bak biraz bana. Pek ustasındır bunda. O vahşi, utangaç, kışkırtıcı gülümseyişlerden birini yarat, benden nefret ettiğini söyle. Alaya al beni, iğnele, kızdır. Ne yaparsan yap, ama böyle duygulandırma beni. Şu sırada hüzünlere boğulmaktansa öfkeleneyim daha iyi.
"Benim Thornfield'deki o yıldırım çarpmış kestane ağacından pek farkım yok! O ağaç yıkıntısının taptaze bir sarmaşık gülüne, 'Gel de benim çürük gövdemi çiçeklerinle sar,' demeye hakkı var mıdır?"