Deniz

9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2025 21:51
Önce filmi izleyip bir kitaba başlamak genelde tercih ettiğim bir şey değil. Hayal gücüme hiçbir şey kalmamış gibi hissettiriyor. Bu yüzden önceden oluşan kanılarımla ve hikayeyi bilerek okumaya başladım ama gerçekten çok başarılı bir kitaptı. Filme rağmen gerilimi hissettim, ilk kez duyuyor gibi heyecanlandım. Norman Bates'in zihnine girebilmek, geçmiş yaşantısı ve psikolojisini bu kadar ayrıntılı okuyabilmek çok korkunç ve güzeldi. Ne kadar garip, dedi Sam kendine, sırf onları sürekli görüyoruz diye ya da aramızda güçlü bir duygusal bağ var diye bir insan hakkında her şeyi bildiğimizi zannediyoruz. (syf. 67) Aklımıza getirmek istemediğimiz, sadece kötü olaylarla aklımıza gelen ve hemen kovalamaya çalıştığımız bir düşünce ne yazık ki. Tanıdığımız veya tanımadığımız herkes için varsayımlarda bulunuyoruz doğru çıkmasını umarak, varsaydığımızı bile aklımıza getirmiyoruz ki güvende hissedebilelim. En çok bu konular korkutuyor bence, bu kitabın bu kadar sarsmasının da sebebi bu. Kitabın dili de çok güzeldi, kısa ve özdü. Genel olarak çok beğendim.
Edebiyat
SapıkRobert Bloch · İthaki Yayınları · 2020864 okunma
Reklam
Çağdaş Arap "Şiiri"?
2/10
·104 syf.··
2025 5. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2025 22:46
Kadınların geri planda yaşamak zorunda kaldığı bir toplumdan kadınlara ait şiirler görmek, onların ne düşündüğünü anlamak amacıyla okumaya başladım. Ezilen, acı çeken insanlar bence ister istemez şiire bulanıyorlar, yazmak bir noktada istek değil zorunluluk oluyor. Arka kapak yazısını okuyunca da kitaptan beklentim ister istemez yükseldi. Benzer bazı parçalar bulabileceğimi sanmıştım ama bana çok yabancı geldi her şiir, kendimden bir parça bulamadım. Her kültürün şiiri farklı ve herkese hitap etmiyor. Rüzgâr Bizi Götürecek bu kitapla ilk kez Arap şiiriyle tanışmıştım, şiirlerin çoğu ruhuma dokunsa da belki anlatım tarzından belki çeviriden kaynaklı bir mesafe de hissettirmişti bana hep. Ancak bu kitaptaki şiirlerle hiç yakınlaşamadım. Şiirsel olmaya çok zorlanıp boğulmuş gibi hissettirdi okuduğum her dize. Çok güzel bir şiir olabilecekken olamamış, birbirlerinden bağımsız şiirsel tamlamalar topluluğu gibiydi. Belki çeviri ile de ilgili olabilir, anlam bütünlüğünü bozan dilsel hatalar olduğunu düşünüyorum. Daha çok bir çevirinin biraz aceleyle hazırlanmış ilk taslağını okumuş gibi hissettim. Anlatmaya çalıştığım durumu açıklayan birkaç örnek alıntı: Yükseklerde dinledim bulut- ların niyetini dönerek ağlayan kalbime. (syf. 37) Nidalarla böyle söyledi Toprak: Domuzlar kusar Ve lezzeti Bugün kalın giyindim inatla sarınarak. (syf. 45) Ormanda Karşılaşınca arzular lezzetine teslim olur Bir elini verir öbür elini alır Melek meleği bile yemez. (syf. 57) Rüzgarla Sallanır sandalye Öyle yalnız bekliyor Güzel kadınları Uzun uzadıya Dolunay'da Aşıkların Yıldızların gölgesinde Okşamalardan Çocuk doğar mı? Yalnız Kuşkuya düşerler Hiçbir zorluk olmadan. (syf. 58)
Şiir
Çağdaş Arap Kadın Şairleri AntolojisiMetin Fındıkçı · Hayal · 201030 okunma
Puan vermedi
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR! Merhaba! Sözleşmeyi, eşcinsellik, toplumu cinsiyetsizleştirme gibi amaçlar güttüğüne yönelik iddialar ortaya atıldığını duyduğumda okumuştum. Öncelikle okumadığı halde bu sözleşmeyle ilgili 7/24 sosyal medyada atıp tutanlarla aynı ülkede yaşadığım için UTANIYORUM. Toplumları uçurumlara sürükleyen en büyük etkenler bunlar işte: Okumamak, bilmediği halde fikir sahibi olmak. Bu zihniyetin Afganistan'da Farkhunda Malikzada'yı Kuran yaktığı gerekçesiyle bir anda vahşice linç edip öldüren, hatta ölüsüne bile eziyet eden yüzlerce kişinin zihniyetinden benim gözümde hiçbir farkı yok. Sadece Türkiye gibi medeni değerlere daha yakın, laik bir ülkede doğmuşsunuz, o kadar. Herkes desteklediği siyasetçi ya da parti ne derse sorgulamadan, araştırmadan kabul ediyor. Eşcinselliği normalleştiriyor, aile yapısını bozuyor diyenlere soruyorum, sözleşmenin neresinden çıkardınız bunu? Cinsel yönelim ifadesinin geçtiği bir madde var, o madde de kimseye din, dil, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim ayrımı yapılmaksızın mağdur, mağdur olarak kabul edilir diyor. Yani insanın, sizin etiketlerinizin dışında, sadece insan olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Bu maddeden böyle bir sonuç çıkarmak tam anlamıyla çarpıtmaktır. İnsanların okumayacağını bildikleri için her türlü yalanı atıp insanları dolduruşa getirdiler, sözleşmeyi kaldırmak için zemin hazırladılar. Kadınların şiddete dur demesinden, psikolojik, fiziksel her türlü şiddete ses çıkarmaya başlamasından rahatsız oldular. Özellikle kadınların, kendilerini koruyan bu sözleşmeye karşı çıkışlarını anlamlandıramıyorum. Sözleşmenin hikayesi söylenecek hiçbir söz bırakmıyor: Nahide Opuz, eşinin şiddetine maruz kaldığını, ölümle tehdit edildiğini 36 KEZ şikayet etmesine rağmen AİHM kararında da denildiği gibi
Düşünce
İstanbul SözleşmesiKolektif · Ahbap Kitap · 202095 okunma
Puan vermedi·93 syf.··
2021 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 00:00
Merhaba! SPOİLER içerir. Babil Kitaplığı'nın birinci kitabı olan Konuk Kaplan, daha önce hiç karşılaşmadığım farklı bir havaya sahip. P'u Sung-Ling'in yaklaşık 300 yıl önce yazdığı Liao-Chai kitabından alınan birçok öykünün derlenmesiyle oluşturulmuş. Kitap birçok fantastik olay barındırıyor. Bence kitabın en ilgi çekici kısmı öteki dünya olarak tabir ettiğimiz cennet ve cehennemde de torpilin, adam kayırmanın devam etmesiydi. Bir bakıma cennet ve cehennem birçok inanışta anlatıldığı gibi yaratıcının adil bir şekilde insanları yargıladığı bir yer olarak değil, insanın öldükten sonra sadece form değiştirerek, tüm entrikalarıyla yaşamaya devam ettiği yer altında bir yer olarak tasvir edilmiş. Bazı hikayeleri anlamsız bulsam da kitap genel olarak yüzümde hafif bir tebessüm bıraktı. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Konuk KaplanP'u Sung-Ling · Dost Kitabevi · 19985 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2021 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2021 00:00
Merhaba! Kitabı yarışma için okumuştum ancak hiç beğenmedim. Beni en çok rahatsız eden şey, her konunun metafiziksel olaylara bağlanmasıydı. Resmen kitaptaki her büyük olay birilerinin gelecekten haber vermesiyle gerçekleşiyor. Sayfalarca alimlerin gelip Ertuğrul'un büyüyünce büyük adam olacağını söyleyen "alimleri" okuyoruz. Bunun ne anlamı var? Yaşıtlarından, kardeşlerinden farklı, daha parlak bir çocuk olduğunu anlatmak için illa metafiziğe mi sığınmak gerek? Kitabın kız çocuklarına ve kadınlara karşı bazı söylemleri de hiç hoşuma gitmedi. 100 sayfada anlatılabilecek bir hikaye, gereksiz uzatmalarla ve olayların inandırıcılığını zedeleyen metafiziksel unsurlarla 400 sayfaya çıkarılmış. Bence başarılı bir tarihsel kurgu değildi. İyi okumalar.
Edebiyat
Merhaba SöğütYavuz Bahadıroğlu · Nesil Yayınları · 20212,992 okunma
Reklam