Peki ama nasıl oluyor da siz, insan için yalnızca normal, olumlu olanın... kısacası, yalnızca refahın,mutluluğun yararlı olduğuna böylesine kesin, kendinize büyük bir güvenle inanabiliyorsunuz?
Çıkarlar konusunda mantığınız yanılıyor olamaz mı?
Öyle ya, belki yalnızca mutluluğu sevmiyordur insan?
Belki aynı ölçüde acıyı da seviyordur?
Belki acı da mutluluk kadar çıkarınadır?
Ayrıca, insan kimi zaman acıyı çok, tutkuya varan bir sevgiyle arzular. Gerçektir bu.
Peki, insan aradığını bulduktan sonra nereye gidecek? En azından, bu çeşit hedeflere her vardığında tuhaf bir duyguya kapıldığı olur. Amacına doğru yürümeyi sever, ama ona varmayı hiç istemez.
Kuşkusuz, son derece komik bir durumdur bu. Kısacası, yapı olarak komiktir insan, bütün terslik de burada zaten.
Yüzerek okyanusları geçiyor, bu yolda ölümü göze alıyor, ama onu gerçekten bulmaktan da inanın, çok korkuyordur. Onu bulunca, arayacağı başka bir şeyin kalmayacağını hissetmektedir çünkü.
... mutluluğa batırın onu; kendisine öylesine bir ekonomik rahatlık verin ki, yatıp uyumaktan, börek çörek yemekten, insan soyunun tükenmemesi için çalışmaktan başka yapacak bir şeyi kalmasın... ama gene de bir insandır o, yalnızca nankörlüğünden, bayağılığından bir sürü iğrençlikler yapacaktır... Bütün bu güzel, olumlu şeylere sırf kendi muzır hayallerini katmak için, börekleri çörekleri bile tehlikeye sokacak, hiç de ekonomik olmayan saçmalıklar isteyecektir.
İstek, eğer isterse, mantıkla uyuşur kuşkusuz,özellikle de mantığı kötüye kullanmayıp ondan ölçülü yararlanırsa... Bu faydalıdır, kimi zaman övgüye değerdir bile.
Ne var ki, istek çok sık olarak, hatta çoğunlukla mantığa ters düşer