Kendi gezegenimizde alışık olduğumuz basit lükslerin değerini hiç bu kadar anlamamıştım. Daimi ışık. Pürüzsüz ve akışkan trafik. Gelişmiş bitki yaşamı. Tatlandırılmış hava. Hava durumu diye bir derdin olmaması. Ah, sevgili okuyucularım, buraları hiç bilmiyorsunuz.
Ve şunu düşünelim: Ya insan yaşamının gerçekten bir anlamı varsa? Ya -bir anlığına bunun mümkün olabileceğini düşünün- Dünya'daki yaşam sadece korkulası ve gülünesi değil, aynı zamanda kutsanası bir şeyse? Ya öyleyse?
Şairlerden biri, hem de en iyisi (Emily Dickinson) şöyle demiş: "Olasılıkta yaşıyorum." Biz de biraz alttan alıp aynısını yapalım. Zihinlerimizdeki duvarları bir süreliğine yıkalım, çünkü okumak üzere olduğunuz şeyi anlamak için sahip olabileceğiniz her türlü önyargıyı bir kenara bırakmanız gerekiyor.