Ölümün gerçekliğini bilen insan, ölümsüz gibi yaşamak ister. Bilmediğine hazırlanmak yerine bildiğini bilmezlikten gelir. Böylece akıl tartıyı yanlış kurar ve bu terazi de şüphe üretir. Şüphe ile yoğrulan zihin; söylenen her şey için delil, açıklama ve ispat ister.
Şüphe ehli için delil de açıklama da ispat da boşunadır. İspatı gelmese, nefsin vehmine kapılarak "kabul"ü reddeder. Oysa mesele uyarıların doğruluğunu ölçmek değildir; mesele, uyarının insanda oluşturduğu duyumun şüpheli bir zihinle mi, şüphesiz mi bir zihinle mi karşılandığıdır.
Kendini tek, üstün ve farklı gören nefis, uyarıların hepsi için şüphe üretir. Bu nedenle tarih boyunca putlara yönelmiştir. Günümüzde putlar değişmiştir, insan kendi zihnindeki putlara tapar hale gelmiştir. Bu da aynı şüphe illetinin eseridir.