Kübra

Kübra
Ankara
İstanbul
17 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
"Siz önemsizsiniz. Bize tabi olmaktan başka seçeneğiniz yok."
Türkiye'de sosyolojik meşruiyetin bir unsuru olarak "İslam hukukta yer bulmalıdır" görüşüne itiraz makul ve bilimsel olamaz. Çünkü bu "Hindistan'da sosyolojik meşruiyetin bir unsuru olarak Hinduizm hukukta yer bulmalıdır" demekten farksızdır. Hinduizm isterse yanlış bir din olsun, orada kurulacak hukuk sisteminin verimliliği Hinduların kabulüne muhtaç olduğu için Hindu hukukunun sistemde bir şekilde yer bulması zorunludur. Sadece Hindistan'da değil Türkiye'de de belli bir yoğunluğa ulaşan ve hukuki talepte bulunan Hindular olursa onların da varlığı ve talepleri değerlendirilerek Hindu hukukuna Türk hukuk sisteminde yer açmak gerekir. Herhangi bir kitleye "Siz önemsizsiniz. Bize tabi olmaktan başka seçeneğiniz yok." mesajını veren bir hukuk sistemi çoğunluğu da memnun edecek altyapıdan yoksundur. Aynı prensip ışığında mutlak dindarlık perdesinde hukuk yapılması da savunulamaz. "Sosyolojik meşruiyetin bir unsuru olarak laik eğilimler hukukta yer bulmalıdır" görüşüne itiraz makul ve bilimsel olamaz. Herkesi aynı şekilde dindar görmek isteyen İran örneğinin başarısızlığı tam da bu nedenledir. Sosyal gerçeklik bir tür hakikat yani hakk olduğu için hakkı tanımayanın -hele hakkın dini adına- başarılı olması düşünülemez. O bir aldanıştır. Hakk'ın dinine, hikmetine karşı geliştir.
Hukuk
Reklam

Kübra

, bir kitap okudu
Puan vermedi·240 syf.·
2024 4. kitabı
Grigory Petrov
8.4/10 · 124,6bin okunma
"Menfaatler istikametini değiş­tirirse mantık da değişir."
Ben Halit Ayarcı'ya vaziyeti anlatmaya çalışıyordum. - Hayır, yalan söylemiyorlar, diyordum. İkisinde de samimi idiler. Yeniliği kendilerine ucu dokunmamak şartıyla seviyorlardı. Hala da o şartla severler. Fakat hayatlarında emniyetli ve sağlam olmayı tercih ediyorlar. +Böyle şey olur mu? Bir insan iki türlü düşünür mü? İki türlü mantık bir kafada bulunur mu? - Tabii bulunur. Daha doğrusu menfaatler istikametini değiş­tirirse mantık da değişir. - Hiç boks maçına gitmediniz mi? İlk önce bakamayız bile! Sonra birdenbire heyecanlanırız, bir tarafı tutarız. Bir an evvel, kafi derecede kuvvetli olmamasına kızarız, haykırırız. Haydi!.. deriz, daha kuvvetli! Daha müthiş!.. deriz ve öyle olmadığı için üzülü­rüz. Fakat hangimiz o esnada o adamın yerinde bulunmayı isteriz? Hiçbirimiz, değil mi? Bunlar da öyle işte... Mücadeleyi bizim tarafımızdan seyrettiler. Ve bizi alkışladılar. O anda çok samimi idiler. Fakat şimdi siz, "Ringe buyurun!" deyince iş değişti. Burada kendi menfaatleri, kendi emniyetleri var!
Sayfa 387·Kitabı okudu