90'ların sonuna doğru katıldığı bir müzik kanalında kısa süreli bir vj lik yaparken, kendisini arayan bir izleyici kendisini çok sevdiğini söylediğinde, Teoman ona cevap olarak; beni tanısan bu kadar sevmezsin aslında! demişti o görüntü hala aklımdadır. Telefondaki kız ve stüdyodakiler bunu şaka zannedip güldüler ama daha o zamanlarda ben bunu teoman'ın çok ciddi söylediğinin farkındaydım.
Kendisini yaklaşık 21 yıldır dinleyen biri olarak, benim hayatıma çok şey katan, şimdiki olduğum kişi olmam da katkısı olan bir isimdir Teoman. kendisine hayranlığım o kadar üst boyuttaydı ki kullandığı parfümü, taktığı takıları, içtiği bira markasını bile taklit etmiştim ufakken. daha sonra yıllar geçti Teoman değişti, ben olgunlaştım ama kendisine olan ilgim ve yakınlığım hiç değişmedi. Salinger'ın 'çavdar tarlasında çocuklar' isimli kitabına olan hayranlığını ilk duyduğunlmda koşa koşa gidip kitabı alışım hala dün gibi aklımda. kitabı ben de onun kadar o kadar çok sevmiştim ki bir hafta içinde 4 kere okuduğumu hatırlıyorum. sonra çok sordum kendime sırf Teoman sevdi diye mi sevdim ben bu kitabı diye ama şimdi 40 yaşına merdiven dayamışken bile hala en sevdiğim kitap olduğundan anlıyorum ki kitap gerçekten harikaydı.
Teoman ilk önce fasa fiso isimli bir otobiyografi yayınladı, tabii hemen çıkar çıkmaz alıp okudum onu da. orada az çok bildiğim, tanıdığım röportajlarından Aşina olduğum Teomanı anlatmıştı bize, yine onu da çok sevmiştim fakat şimdi bitirdiğim kitabı çok başka bir boyutta. her ne kadar bu kitabın roman olduğunu kurgu olduğunu söylese de, bazı röportajlarından ve artık kendisini yıllardır takip eden biri olarak kitabın %70'inin hatta 80'in kurgu olmadığını biliyorum.
Mükemmel bir kitap okudum teoman'dan. o kadar harika ki kitabı hiç elimden bırakmadım, tuvalete de