İnsan bir mevsimde bir ağacın muayyen bir dalında bir yemiş buluyor. Yiyor ve hoşuna gidiyor. Bir iki mevsim sonra yine aynı dalda aynı yemişi arıyor, ya yemiş o dalda bulunmuyor ya da bulunursa hoşa gitmiyor. Belki de yemişi arayan değişmiş bulunuyor.
Çoğu büyüğüm olan insanlarda bir güzellik, bir iyilik ve bir doğruluğun bulunduğuna inanıyordum. Her nedense ben de dahil, kayıktakilerin çekmiş oldukları güçlükleri ve işkenceleri hep dünün ve bugünün gel geç fenalıkları ve çirkinlikleri ve bu gecenin kabusu addediyorum. Yarınınsa mutlaka göklerde ve olacağına - zincir kemiğime bel bağladığım kadar - inanıyordum. Gördüğüme nasıl inanmazdım ki; gördüğüm güzellikler, bu dünyayı habis bir ruhun yaratmadığını bana, göz göre doğruluyordu.