Burcu

Schopenhauer 43 yaşında 17 yaşındaki Flora Weiss'e âşık oldu. Bir partide elinde bir salkım üzümle ona yaklaştı. Duygular karşılıklı değildi. Flora günlüğüne şöyle yazacaktı: Üzümleri istemedim, çünkü yaşlı Schopenhauer onlara dokunmuştu.
Reklam
sesleniş yalnızım ne kadar aranıp dursam baş ucumda seni bulamıyorum güneşten vazgeçip susuz olsam da seninle olmadan olamıyorum şu yollar bilmem ki dağ mı ova mı gitsem bulur muyum kendi yuvamı kuş yolun nereye bizim eve mi sen götür ben haber salamıyorum her gece orda bir yaslanan mı var sessizce kirpiği ıslanan mı var uzaktan bana bir seslenen mi var ne diyor sesini alamıyorum acaba yaşlı mı kara gözlerin içimde bir derin yara gözlerin daldı mı uzak bir yere gözlerin görmüyor bilmiyor bilemiyorum günleri sayarım geceler iner beklerim geceyi yıldızlar söner gizli bir yaram var durmayıp kanar neresi bulup da silemiyorum ulaşsa da sana yolların ucu varmaya yetmiyor Atsız'ın gücü içimde duruken bu kadar acı hâlâ yaşıyorum ölemiyorum
Lanet olsun!
Kendilerini sattıkları devletin sözde dostluğunu kendi milletine mazur gösterebilmek için yurtlarına kavi ve korkunç düşmanlar icat edenlere ve memleketlerini yakın tehlikelere sokmak isteyenlere lanet olsun! Sabahattin Ali, Markopaşa, 10 Mart 1947
"Maddi vaziyetim berbat(...) Kalan iki bin lira birkaç ay ayakta durmamıza sebep olur, o zamana kadar da yeni bir ekmek parası çaresi düşünürüz. Mehmet Ali'nin çıkaracağı gazeteye yazı ile yardım edeceğim. Fakat mesuliyete iştirak edecek değilim, merak etme. Bundan sonra biraz da dostlar kahramanlık etsin. Ben elimden geleni yaptım ve bu hale geldim. Dünkü takdirkârlarımız şimdi yüzümüze bakmıyor. Artık pes dedim. Siz ne yapıp yapın, beş on gün daha dayanın. Her halde bir çaresine bakacağım." 10/01/1948
Biz istiyoruz ki bu memlekette yapılan her iş üç beş kişinin çıkarına değil, bu toprakları dolduran milyonların yararına olsun. Biz istiyoruz ki bu topraklar ve onun üzerinde yaşayan insanlar, hiçbir yabancı devletin oyuncağı olmasın. Dünya işlerinde politikamız, şunun bunun kölesi gibi peşinden gidilerek değil, bu milletin selametini en iyi sağlatacak yolları müstakil olarak seçmek şeklinde kendini göstersin.