Endüstriye dayanan bir uygar toplum, tarıma dayanan uygar toplumun üstyapısını (bir kambur gibi) sürgit sırtında taşıyamazdı. Onun ötedünyacı değerleri ve dinsel düşünüş biçimi, ekonomik erkini yitirmekte olan eski egemen katmanlardan yana yontuyordu. Örneğin, her üç tektanrıcı dindeki faiz yasağı (hiç değilse malları satana dek) borç alıp veren burjuva sınıfının yararına olamazdı...
...dinsel düşünüşteki "ereksellikçi" açıklamalarla endüstri üretimi alanı olgularını anlamaya çalışanların yetersiz duruma düşecekleri söylenebilir.
...Dolayısıyla, dinsel dünya görüşü, endüstri üretimi olgularına ters duruma düşmüştü.
Örneğin, Avrupalı mal yapımcıları, Çin'in devlet sırrı gibi sakladığı porselen üretimi tekniğini öğrenmeye çalıştılar. Çin'den getirilen çok pahalı, dolayısıyla pazarı çok sınırlı porseleni, ülkelerinde ucuza üretip çok geniş tüketici kitlelerine satarak "deli paralar" kazanabileceklerini kavramışlardı. Bunu başarabilmek için Çin mallarını inceleyip uzun yıllar alan sınama ve yanılmalarla porselen üretmeye çalışmışlardı. Diyelim ki kap kacağın üretiminin son evresinde fırında çatlaması, artık ateş cinleriyle, tanrının cezasıyla açıklanamazdı. Ne de İslamlığa geçmişlerce fincanların fırına besmeleyle konmasıyla önlenebilirdi. Çatlamaya yol açabileceği düşünülen yüzlerce "nedenin" üretim sürecindeki etkilerini bir bir araştırmak gerekliydi. Sözgelimi, çatlamanın sırça içinde kalan kabarcıkların yüksek ısıda çok fazla genişlemesiyle oluştuğu "işin püf noktası" ancak pratikle anlaşılabilir ya da gazlar hakkında Boyle-Mariotte fizik yasasından çıkarabilirlerdi. Çatlağa yol açan nedeni (kabarcığı yok etmenin bir yolu bir bir üflenerek bulunup) ortadan kaldırınca, Çinlilerinki kadar ince porseleni üretmiş olacaklardı.