Koray Durdu

Ortaçağ İslam Uygarlığı - Ayetlerin İçeriği - Cihat boynunun borcudur
Kuran'ın bir yerinde: "Onları bulduğunuz her yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Din uğruna zulüm öldürmekten beterdir" (Bakara, 190) denmektedir. Bir başka yerinde: "Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını - Tevrat, İncil ve Kuran'da verilmiş bir hak olarak, cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah'tan çok tutan kim vardır. Öyleyse yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır" (Tevbe, 111) sözleri vardır. Genel olarak savaşla ilgili olmakla birlikte şu ayet de kutsal savaşla bağlantılandırılabilir: "Savaş hoşunuza gitmediği halde size farz kılındı. İhtimal ki hoşlanmadığınız bir şey sizin iyiliğinizedir ve ihtimal ki sevdiğiniz bir şey sizin kötülüğünüzedir. Siz bilmezsiniz. Allah bilir." (Bakara, 216) Öte yandan: "Ey Muhammed! Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı. Öyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?" (Yunus, 99) denmektedir. Ayrıca: "Dinde zorlama yoktur. Artık hak ile batıl iyice ayrılmıştır" (Bakara, 256) gibi dini yaymak için savaşı onaylamayan ayetler de vardır.
Sayfa 863·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ortaçağ İslam Uygarlığı - Kuran Ayetlerinin İçeriği
Kuran'daki sureler ve ayetler pek çok konuyla ilgilidir. Surelerin Arapça özgün derlemesinde ve onun Türkçe çevirilerinde sıralama, konulara ve "iniş" sıralarına göre değildir. Bir kısa giriş suresi (Fatiha) dışında (kabaca) uzunluklarına göredir. Bazı İngilizce çevirilerinde olduğu gibi iniş tarihlerine göre sıralanması daha uygun olurdu. Böylece, ayetlerin sırasıyla onlarla ilgili olayların kronolojik sıraları karşılaştırılabilirdi. Kronolojik sıralanırlarsa örneğin, Göç'ten önce (Mekke'de) inenlerin daha çok "iman", sonra (Medine'de) inenlerin daha çok “düzen" ile ilgili oldukları görülecektir.¹⁴⁰ {¹⁴⁰ Robinson, İslam Dünyası'nda, Mekke'de inen ayetlerin "öğreti" ile Medine'de inenlerin "siyasal ve hukuksal sorunlarla" ilgili oldukları belirtilmiştir. (s.905)}
Sayfa 857·Kitabı okudu
Ortaçağ İslam Uygarlığı - Çağdışına düşülmesi
Bundan öte, Muhammedciliğin, yaşamın hemen her alanını "değişmez Allah sözü” ile düzenleme savı, durumu daha da güçleştirmiştir. Hızlı bir toplumsal değişme çağında, İslamların ve İslam ülkelerin bu değişikliklere uyarlanma yetilerini sınırlamıştır. Öyle ki kimi tarihçiler birçok İslam ülkesinin gerikalmışlığının altında bunu görmektedir.
Sayfa 856·Kitabı okudu
Ortaçağ İslam Uygarlığı - Vahiylerin sınırlılığı
Gerçekten, vahiylerdeki bazı düzenlemeler, ilk Müslüman topluluklarından çok farklı koşullar içinde bulunabilecek sonraki İslam kuşaklarına uyacak nitelikte değildi. Örnek olarak, inancın misyonerlikten çok Allah için savaş yoluyla yayılması, köle olarak kullanılacak savaş tutsaklarını da içeren ganimetlerin bölüşülmesi, hırsızın elinin kesilmesi konularıyla ilgili düzenlemeler gösterilebilir. Bunlar sonraki kuşakların karşısına (uyulup uyulmaması konusunda) çetin sorunlar çıkarmıştır. Örneğin, hacca gidilip orada kurban kesilip dağıtılması, gelir kaynakları kıt bir yörenin insanlarına Kuran'da belirtildiğine göre (bir çevirideki Türkçesiyle) "maişet nedeni" olarak buyrulmuştu. Suudi Arabistan topraklarında varsıl petrol yataklarının bulunup işletilmeye başlanmasından sonra durum değişti. Hac, amacına ters düşmüş olup, çoğunlukla yoksul ülkelerin İslamlarının, varsıl bir İslam ülkesinin varsıl mülk sahiplerinin daha da varsıllaşmalarına yaramakta. Bu ara, her yıl hacda kesilen yüzbinlerce kurban, çevrede onların verileceği kadar fazla yoksul bulunmadığından, uzun yıllar grayderlerle toprağa gömülmüştü.
Sayfa 856·Kitabı okudu
Ortaçağ İslam Uygarlığı - Vahiylerin sınırlılığı
Muhammed, ne kadar soyut ve genel düşünmüş (böylece tektanrıcı düşünüş geleneğinin kamburlarından kurtulmuş) olursa olsun, içinde yaşadığı koşulların ivedi düşünsel gereksinimlerinden kendini kurtaramamıştı. Bunlar ister istemez vahyine (kuramına) sızacaktı. Aslına bakılırsa Muhammed, bir kuramcı olmaktan çok eylemci yaşamı sürmüştü. Eyleminin karşısına çıkan "özel" sorunlara, kuramıyla “genel ve evrensel" olarak sunduğu çözümler aramış, bulmuştu. Bu durumda ister istemez, karşılaştığı değişen durumlara ve sorunlara yanıt olarak indirilen vahiyler arasında tutarsızlıklar olacaktı.¹³⁸ {¹³⁸Buna örnek olarak bazı ayetlerde (bak. Kuran, Nisa, 89'da) imansızların bulunduğu yerde öldürülmesi istenirken, bazılarında, anlaşılan farklı bir durum karşısında, onların da Allah'a sövmemeleri için başka inançtakilerin putlarına sövülmemesinin (bak. Enam, 108'de) istenmiş olması gösterilebilir. (s.905)}
Sayfa 855·Kitabı okudu