Koray Durdu

Ortaçağ Hristiyan Uygarlığı - Evrimci ve devrimci yorumlar
Elinde çekici ile Thomas Münzer: Münzer'in Hristiyan komünist düşünceleri: ...Alman prenslerini Katolik dincilere karşı eyleme geçiremeyen Münzer, giderek daha fazla köylülere dayanmaya başladı. Buna uygun olarak görüşleri daha da sertleştirip köktencileşti. Savaşımının bu ikinci evresinde, Hıristiyanlığın yalnızca Katolik biçimine değil onun dayandırıldığı (kutsal) kitaba da karşı çıktı. Bu yoldaki taktiğine göre, cansız "kitap" yerine (ama gene tanrısal düzene dönülmesi amacıyla) "canlı vahiy" saydığı "akıl" konmalıydı: "Asıl canlı ve yaşayan vahiy, bütün halklarda ve her zaman var olan akıldır" dedi. Bu, Ortaçağ'ın inanca dayanan dinsel düşünüş biçimi yerine, yeniçağda, endüstrici uygar toplumda gelişecek olan rasyonel (bilimsel) düşünüşün habercisi devrimci bir yorumdu. Bundan öte Münzer, "materyalist", "bu dünyacı", "insancı" sayılabilecek düşünceler üretti: "Aklın karşısına Kitabı Mukaddes ile çıkmak, aklı yazı ile öldürmek demektir. Kutsal Ruh bizim dışımızda değildir. Kutsal Ruh denilen şey aklın ta kendisidir. İman, insanda can bulan akıldan başka bir şey değildir... ..."Cennet, ötedünyada değildir. Onu kendi yaşamımızda aramalıyız. İman sahibi olanların görevi, Tanrı krallığını yeryüzünde kurmaktır. Nasıl ötedünyada cennet yoksa... cehennem, sonsuza dek lanetlenme de yoktur..." Görüldüğü gibi Münzer, ötedünya cenneti ile avutulup bu dünyada cehennem yaşamı sürdürülen köylülerin duygularını (ve belki aynı zamanda düşüncelerini) formülleştirmektedir. Münzer'in bu dünyada kurulmasını istediği tanrı krallığında (tanrısal düzende) ne toplumsal katman, sınıf farklılıkları ne mal mülk farklılıkları bulunacaktı. Devrime boyun eğmeyen resmi kurumlar (devlet?) ortadan kaldırılacaktı. Tanrının yönetimini yeryüzünde gerçekleştirmek için, yalnızca Almanya'yı değil,
Sayfa 845·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ortaçağ Hristiyan Uygarlığı - Hristiyan Düşüncesi
Augustinus'un Hristiyanlığı Platoncu felsefeyle temellendirişi ...Yetkin bir yaratıcının yapıtının da yetkin olması gerekir. Oysa gördüğü dünya hiç de yetkin değildir. Yetkin olsaydı onu Hıristiyanlıkla düzeltmeye kalkmasına gerek kalmazdı. Bu durumda Augustinus, dünyadaki tüm kötülüklerin sorumlusunu aramak zorunda kalmıştır. Yardımına, gençliğinde yaşadığı bir olay ve tanıdığı (sonra yadsımışsa da) bu dünyanın tanrı gibi yetkin olmayan ikinci bir yaratıcının [özürlü] yaratısı olduğu (Manici) düşünce gelmiş olmalı. Ancak bu düşünceyi (Manicilikte) olduğu gibi kullanamazdı. Ama değiştirip Kitabı Mukaddes "kitabına uydurarak" şöyle kullanabilirdi: Tanrı bu dünyayı yetkin yaratmıştı. "Ne var ki insanın 'Şeytan'a uyup Tanrı'nın buyruğundan ayrılmasıyla insan dünyayı bozdu" diyebilirdi.
Sayfa 834·Kitabı okudu
Ortaçağ Hristiyan Uygarlığı - Kilise'nin "devletleşmesi"
Hıristiyanlık, Roma İmparatorluğu'nun barbar akınlarıyla yıkılmasıyla unufak olan Batı ülkelerinde yeni bir işlev üstlendi. Doğu'daki gibi devletin kanatları altına girmesi yerine (ortada dişe dokunur başka bir örgüt ve erk odağı bulunmayınca) denebilir ki devleşti ve "devletleşti". ...Kovuşturma, Konstantinos'un (312 tarihli yazılı buyruğuyla) kilise topluluklarının hoşgörülmesi isteğiyle kaldırılınca, hiyerarşik yapılanmış yeraltı örgütü, olduğu gibi, gün yüzüne çıktı. Öyle ki imparatorluğun Roma, Konstantinopolis, Antiocheia, Yeruşalim, Aleksandria gibi büyük kentlerinde başpiskoposluklar, bazı kentlerinde piskoposluklar görülecekti. Gönüllü dincilerin yerini meslekten (profesyonel) dinciler alacaktı. Roma başpiskoposları, tüm piskoposlukların başı, babası (papa) olduklarını ileri sürdüler.⁶⁰ {⁶⁰Sözde, İsa, Roma Kilisesi'nin kurucusu olan ve Roma'da "din şehidi" edilen Havari Petrus'a (Yunanca "kaya" anlamına gelen petros sözcüğünden giderek) "Sen Petrus'sun ve ben kilisemi [kaya gibi sağlam olsun diye - A.Ş.] bu kayanın üzerine kuracağım... Göklerin melekutu [tanrının krallığı] anahtarlarını sana vereceğim; yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde bağlanmış olur ve yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde çözülmüş olur" (İncil, Matta, 16/18-19) demiş. Roma piskoposları öteki piskoposlara üstünlük ve başkanlık (papalık) savlarını bu söze dayandırdılar.}
Sayfa 805·Kitabı okudu
Ortaçağ Hristiyan Uygarlığı - Pavlus ve Pavlusçuluk
İsacılığı kurtarışı: Bu yolda Pavlus'un tektanrıcı inançta yaptığı değişikliklerden biri (Yehova'nın İbranilerle sözleşmesinin anımsatıcı imi olarak getirilmiş) sünnet zorunluluğunu kaldırmasıdır: "Bir adam [İsacılığa] sünnetli iken çağrıldı mı? [oğulları?] sünnetsiz olmasın. Bir adam sünnetsizlikte mi çağırıldı? sünnet olmasın". Öteki değişiklik (bir inançtakileri öteki inançtakilerden ayırt etme işlevini gören göreneklerden biri olarak) domuz eti yeme tabusunu kaldırmasıdır. Bir üçüncüsü, yeni inanca (İsa gibi yalnız köleleri, yoksulları değil) özgürleri, varsılları da çağırmış olmasıdır.
Sayfa 800·Kitabı okudu
Ortaçağ Hristiyan Uygarlığı - Pavlus ve Pavlusçuluk
Tektanrıcılığı evrenselleştirmesi: Pavlus, içlerinde örgütlenmeye çalıştıkları Eski Ahit yandaşlarının Yeni Ahit yandaşlarına düşmanca davranmalarına tepki gösterdi. Bu tepkisinin en önemli görünümü, tektanrıcılığı İsrailoğullarının tekelinden kurtarıp (bak. s. 798) milletlere açmak oldu: "Allah" yalnız Yahudilerin mi, Milletlerin de değil mi?" diye sordu. Gene kendi yanıtladı: "Evet Milletlerin de." Niye? "Kurtarıcımız Allah... istiyor ki bütün milletler kurtulsunlar ve hakikat bilgisine gelsinler." Böylece Pavlus, kendini "imanda ve hakikatte [kuramda ve eylemde] milletlerin muallimi olarak tayin olunmuş" saydı. Bu, Pavlus'un tektanrıcı dini bir halkın elinden alıp bütün halklara açarak onu "evrenselleştirmesi" demektir. Ve böyle bir din, artık Musacılıktan farklıdır. İsacılıktan da farklıdır. Ancak ona (İsacılık anlamında) Hıristiyanlık denmesi görenek olmuştur. Doğrusu "Pavlusçuluk" olurdu. Gene de (değiştirilemeyecek kadar yerleştiği düşünülerek), "Hıristiyanlık" kullanılacaksa, kurucusunun, İsa'dan çok (hiç değilse İsa yanı sıra) Pavlus olduğu bilinerek kullanılmalı.
Sayfa 799·Kitabı okudu