Koray Durdu

Yunan Uygarlığı - Atina - Kleisthenes devrimi - Çanak-çömlek yargısı
Yarı yargı, yarı yürütme organı konumunda bulunan bir kurum da "ostrakismos" idi. Kurum adını "çanak-çömlek parçası" anlamına gelen sözcükten almıştı. Çünkü her yıl, yılın belli bir gününde, tüm kenttaşlardan Atina'da halk yönetimini tehlikeye düşürecek kadar güçlendiğini düşündükleri birinin adını, bir çömlek parçasına yazıp oy sandığı gibi kullanılan bir çanağa atmaları isteniyordu, Kleisthenes'in getirdiği yasa gereği. Adı altı bin ve daha fazla kenttaş tarafından verilen kişi, on yıl için Atina'dan sürgün ediliyordu. ...Amaç kuşkusuz, soyca, paraca, yandaş sayısınca güçlü kimselerin o ya da bu yoldan kişisel erk yönetimi (tiranlık, zorbalık) kurmalarını önlemek olarak sunulmuştu. Ancak uygulamada, daha çok demos partisi önderlerinin aristokratlar partisinden hasımlarından kurtulma aracı olarak kullanıldı. Bunun gene de siyasal düşmanların birbirlerini açık ya da gizli yollardan ortadan kaldırmaya çalışmalarından daha uygarca bir yöntem olduğu söylenebilir. Onun demos (halk) önderlerince kötüye kullanılmış olması bile bu yargıyı değiştirmeyi gerektirmeyecek bir özürü olarak görülebilir. Hele iç savaş olasılığını azalttığı düşünülürse!
Sayfa 701·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yunan Uygarlığı - Atina - Doğrudan demokrasiye doğru gelişmeler
Aristokratlar sınıf savaşımını yitirmiş olmayı içlerine sindiremediler. Peisistratos ölünce yerine geçen oğullarından biri, iki aristokrat tarafından öldürüldü. Öldürenler tiranlığa son veren kahramanlar sayılarak yontuları dikildi. Tarih (genellikle) aristokratlarca yazıldığından, Peisistratos'un halkçı yönetimi bir "tiranlık" (yani hukuk yönetimi değil "zorbalık düzeni") sayıldı. Böylece tarihe, bir halk dostunun bile “vatan haini” olarak geçirilebilmesinin ilk örneği verilmiş oldu. Buna karşılık demokratik partilerin önderleri, karşıtlarını (olur olmaz nedenlerle) "halk düşmanı" olarak duyurma geleneği geliştireceklerdi.
Sayfa 699·Kitabı okudu
Yunan Uygarlığı - Sparta - Kabuğuna çekilme politikası
...Sparta, Yunanistan'ın en güçlü (savaşçı) devleti olmasına karşın, denizaşırı yayılma politikası yerine "kabuğuna çekilme politikası" izledi. Bunda egemen katmanın üyeleri arasında (eşitlikçi iç yapı nedeniyle) güvenliğin öne alınıp yayılmacı serüvenlere sıcak bakılmamasının rolü oldu. Gerçekten Sparta, Pers saldırısına karşı (İÖ 480 dolaylarında) Yunan kentleri savaşçıları birliğinin önderliğini üstlenmek zorunda kalmıştı. Bu durumda bile yayılmacılığa kaymadı. Kendine düşen görevi hakkıyla yerine getirince, başarısının parsasını toplamaya kalkmadı. Amacına ulaştıktan sonra işlevsiz kalan (ama başka amaçlara araç edilebilecek) birliğin önderliğini bıraktı. Kabuğuna çekilme politikasını seçti. Yayılma politikası izleyip bunda çok başarılı olan (üç yüz kent devletini kendine bağlayan) Atina, öteki Yunan kent devletlerinin (bu ara Sparta'nın) bağımsızlığını tehdit edecek derecede güçlendi. Bunun üzerine, Sparta bir kez daha kabuğundan dışarı çıkmak zorunda kaldı. "Yunan'ın kurtarıcısı" rolünü üstlenip Atina'nın karşısına çıktı. Zamanın "dünya imparatorluğu" Atina'nın yenilgiye uğratabilmesi için, Peloponnesos Savaşları boyunca (İÖ 431-404 arası) otuz yıl kadar savaşılması gerekti. Sonunda Atina ele geçirildi. Spartalılar yayılmacı eğilimli demokrasi düzeni yerine oligarşik bir düzenin kurulmasını destekleyecek kadar kaldıktan sonra gene sınırlarının içine çekildiler. Sparta'nın siyasal varlığı, Makedonyalılara karşı yeterli bir birlik gösteremeyen Yunan'ın öteki kent devletleriyle birlikte (İÖ 338'de) sona erdi. Sparta kenti ise neden sonra (İS 395'te), Gotların yağmalayıp yıkmasıyla, tarihe karışıp gidecekti.
Sayfa 692·Kitabı okudu
Yunan Uygarlığı - Sparta - Gizli polis Kyriptia ve devlet terörü
...Bu tür devlet terörü yöntemlerinde güdülen amaç, savaşçı adaylarını acımasız, güçlü kimseler olarak yetiştirmekti. Aynı zamanda, Helotlar arasında Spartalı korkusunun yüreklere sinmesini sağlamaktı. Helotlar üzerinde terör yaratarak onları sindirme amacıyla kurulmuş özel bir örgüt bile vardı: Kyrptia. Günümüzde gizli iletişimde kullanılan "kripto" (şifreli yazı) sözcüğünün geçmişi gibi, gizli polis örgütlerinin geçmişi de Sparta'ya dayanır. Hiç değilse ondan esinlenilmiş olsa gerektir. Çünkü aralarında, bazı yöntemlerine dek şaşırtıcı benzerlikler var. Örneğin bu örgütün adamlarının (ajanlarının) bir görevi de, "yapanı belirsiz kıyımlar” idi. Kendilerinden zaman zaman, nedenli nedensiz helotları öldürüp kayıplara karışmaları isteniyordu. Bu olgular, güvensizlik psikolojisiyle birleşen bir sömürü düzeninin işleyebileceği insanlık suçlarının hangi boyutlara ulaşabileceğini gösteriyor...
Sayfa 691·Kitabı okudu
Yunan Uygarlığı - Sparta'nın Spartan Toplumu - Kışla devleti
Reformların sonucunda, yerleşik bir toplum içinde göçebe toplumun kurumlarını yaşatmak gibi şaşırtıcı, yerleşik yaşayış biçimiyle çelişkili görünen bir durum doğdu. Egemen fetihçi katman olarak "Spartanlar" denen eli silah tutan tüm erkeklerden oluşan "savaşçılar" kesimi, sürekli bir kışla yaşamına başladı. Kışlalarında, birlikte yiyip içip, yatıp kalkıp, savaşçılık eğitimi yapmak dışında hiçbir iş tutmadılar. Tarihçiler, buna bakarak, Sparta'yı bir "kışla devleti" olarak nitelerler. Evli Spartanlar bile evlerine (bir suçmuş gibi) geceleri gizlice uğrayıp hemen kışlalarına dönüyorlardı. Kışla yaşamı (Yunan erkek toplumunda pek yadırganmadığı anlaşılan) eşcinselliği de yaygınlaştırmıştı. Öyle ki deneyimli savaşçılar ile oğlanlar (özendirilen erkeklik ülküsü adına iyi bir savaşçı olmaya can atan kahraman adayları) arasında özel, duygusal ve tensel ilişkiler kuruluyordu. Her iki yan savaşta, Sparta aşkı yanı sıra, birbirlerinin gözüne girmek için (hiç değilse gözden düşmemek amacıyla) canla başla savaşıyordu. Persler, Yunanistan'ın kuzeyindeki giriş kapısı olan Thermopilai geçitinde (İÖ 480'de) sabahleyin çadırlarından çıktıktan sonra aynalarıyla uzun saçlarını tarayan Spartalıları "kadın gibi" görmüşlerdi. Ama Leonidas komutasındaki üç yüz Spartanın son savaşçısı ölene dek Pers ordusunu uzunca bir süre geçirmeyince, aslında ne oldukları görüldü.¹⁶ (Herodotos, Tarih, VII. 204-208'de olayı böyle anlatıyor.)
Sayfa 689·Kitabı okudu