Sonra (İÖ 2. binyılda) yazıya geçirildiği anlaşılan "Enuma Eliş Babil Yaratılış Destanı" olarak anılmaya başlanan öykünün İÖ 3. binyılda derlenip tabletlere geçirilmiş bir geleneğe dayandığı anlaşılmıştır: Sümer Yaratılış Mitosu!
Mitos, Babilonya imparatorluğu döneminden sonra yaşanan Asur egemenliği döneminden kalma tabletlerde, karşımıza Asur Yaratılış Mitosu olarak çıkmaktadır. Asur imparatorluğunu izleyen Yeni Babilonya döneminde, İmparator Nebukadnezar (İÖ 587'de) Yahuda krallığını yıkıp Yahudi seçkinlerini sürgün olarak Babil'e getirir. Onları etkilemesiyle yaratılış mitosu, Yahudi kültürüne (Yahudacılığa yani Yahudiliğe) geçirilmiştir. Şöyle ki, sürgündeki Yahudi seçkinleri, geleneklerini unutmamak için Tevrat'ı oluşturacak kitapları derlerken, bir yaratılış mitoslarının bulunmadığını anlamışlardır. Anlayınca, Babil yaratılış destanı Enuma Eliş'i (elbette adını değiştirip tanrıları Yehova'ya uyarlayarak) kutsal kitaplarının başına ("Tekvin", 2001 Yeni Çeviri'de "Yaratılış" kitabına) koymuşlardır. Böylece mitos, tektanrıcı dinsel geleneğe geçmiş olur. Oradan Müslümanların kutsal kitabı Kuran'a alınmıştır!
Tüm bu serüveni boyunca, yaratılış mitosunda insanın yaratılışının biçimi (balçıktan yaratılması) ve özü (tanrılara kulluk etmesi için yaratıldığı) değişmemiştir. Bu gerçek, günümüzün tektanrıcı dinsel ideolojisinin kökünün, insanlığın ilk katmanlı (uygar) toplumuna dayandığını, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya koymaktadır. Zamanla değişen, yalnızca yaratıcı tanrının adının, siyasal egemenlik durumuna ve mitosu benimseyen halka göre değiştirilmesidir. Sümer mitosunda yaratıcı tanrı, daha doğrusu insanın yaratılması düşüncesinin yaratıcısı, Tanrı Enki'dir. Babil yaratılış mitosunda yaratıcılık, baştanrı tahtına oturtulan Babil Tanrısı Marduk'a verilir.