Mizgin

Mizgin
@Korelasyoon
Savaşın anlamı bu, değişik resmi anlamlarının ötesinde gerçek, bütünsel anlamı. Bütün aşağılanmalarımızdan güç alarak, insani, temel, adı konmamış bir kurtuluş dürtüsü: İşçinin sömürüden kurtuluşu, köylünün cehaletinden kurtuluşu, küçük burjuvanın takıntılarından kurtuluşu, paryanın yozluktan kurtuluşu. Ben siyasal görevimizin bu olduğuna inanıyorum: İnsani yoksunluğumuzu da kullanmalıyız, kendi kendine karşı kullanmalıyız onu, kurtuluşumuz için, tıpkı faşistlerin yoksunluğu sürdürmek ve insanları karşı karşıya getirmek için kullandığı gibi.
Reklam
Çünkü herkeste ortak başka bir şey var: öfke. Dritto’nun birliği: küçük hırsızlar, jandarmalar,eski askerler, kara borsacılar, serseriler. Toplumun katmanları arasına yerleşip bütün çarpıklıkların ortasında düzenini kurmuş, savunacak ve değiştirecek hiçbir şeyleri olmayan insanlar. Ya da bedensel kusurları olanlar veya takıntılı ya da fanatik kimseler. Onları öğüten çarka bağlı oldukları için, bu insanlarda bir devrim fikri doğamaz. Ya da öfkenin, aşağılanmanın çocuğu olarak sakat doğar, uç görüşleri olan aşçının uzun sıkıcı konuşmalarındaki gibi. Niçin savaşıyorlar öyleyse? Bir yurtları yok: ne gerçek ne hayali bir yurtları. Gene de onlarda da cesaret olduğunu, aşırı bir öfke olduğunu biliyorsun. Aşağılanmış yaşamlarından, sokaklarındaki karanlıktan, evlerindeki pislikten, çocukluklarından beri öğrendikleri edepsiz sözlerden, kötü olmak zorunda kalmanın bezginliğinden geliyor bu öfke. Ve küçücük bir şey, yanlış bir adım, içlerindeki bir kızgınlık yetiyor, Pelli gibi kendilerini karşı tarafta buluyor ve aynı öfkeyle, aynı nefretle, şu ya da bu kişilere ateş ediyorlar, fark etmiyor onlar için.
Kim bıyıklarına üflüyor: “ Bu, onlara ‘göreviniz şudur’ diyebileceğimiz bir ordu değil, tamam mı? Burada görevden söz edemezsin, ideallerden söz edemezsin: vatan, özgürlük, komünizm. İdeallerden söz edildiğini duymak istemiyorlar, herkesin idealleri olabilir, karşı tarafın da idealleri var. Şu uç görüşleri olan aşçı vaazlarına başladığında, neler olduğunu görüyor musun? Ona bağırıyor, adamı kötekliyorlar. İdeallere, mitlere, ‘yaşasın!’ diye bağırışlara ihtiyaçları yok. Burada böyle savaşıp böyle ölüyor insanlar, ‘yaşasın!’ diye bağırmadan.

Mizgin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·582 syf.·
17 günde okudu
·
2026 3. kitabı
İmam Gazali
9.5/10 · 9bin okunma