Ölümlüler her an ölüyordu, gemi kazalarıyla ve kılıçla, vahşi hayvanların ve vahşi insanların eliyle, hastalıktan, bakımsızlıktan ve yaşlılıktan. Prometheus’un bana söylediği gibi, kaderleri buydu, hepsinin ortak hikayesi buydu. Hayatta ne kadar canlı, ne kadar parlak olurlarsa olsunlar, ne kadar harikalar yaratırlarsa yaratsınlar, sonunda toza ve dumana dönüyorlardı.
Daidalos oğlundan sonra fazla yaşamadı. Uzuvları kül rengine büründü , sinirlerini yitirdi, bütün gücü dumana dönüştü.Onun üstünde hiçbir hak iddia edemezdim, bunu biliyordum. Ama yalnız bir yaşamda, bir başka ruhun sizinkinin yanına damladığı ender anlar vardır, yıldızların senede bir defa yeryüzüne sürünüp geçmesi gibi. Daidalos da benim için öyle bir takımyıldızdı.