"Günahları bağışlayan cömert Rab sensin. Sen benden başka azap verecek birisini bulursun ama ben senden başka bağışlayacak birisini bulamam. Sen azabıma muhtaç değilsin ama ben senin merhametine muhtacım.
O halde sana olan ihtiyacım ve senin bana muhtaç olmamanla, benim üzerimdeki kudretin ve senden kaçamamamla senden diliyorum ki bu duam senden icabet bulan bir dua, bu makam senden merhamet bulan bir makam, bu isteğim başarıya ulaşan bir istek olsun."
"Kürdistan'da savaştık, ama kimsenin haberi bile olmadı... Afganistan'da savaştık, kimsenin çekilen bunca zahmet'ten haberi olmadı... Nice arkadaşlarımız mazlum bir şekilde Irak'ta şehit düştü, kimseler bilmedi... Şimdi de Ehlibeyt (a.s) türbelerini savunuyoruz... Bunun için hayatını ortaya koyan bu yiğitlerin bu mazlumiyet, fedakarlık ve özverilerini bilen, anlayan ve anlatan birileri olacak mı acaba? Evini barkını, eşini, ailesini ve çocuklarını Allah'a emanet edip yüce İslam dininin değerlerini savunmak için bunca insan, akın akın buraya geliyor. Bu imanlı yiğitlerin fedakarlıklarını gelecek nesillere aktaran birileri olacak mı acaba?"
- ... İsmail'i evlendirmeye karar verdim!
+ Ne dedin?! Çocukcağızın hiçbir şeyi yok ki! Nasıl evlenecekmiş bakalım?
- İşi var... Mesleği var... Gençliği var... İmanı ve inancı var! En önemlisi de, yüceler yücesi Allah'ı var; yetmez mi hanım?
"Oysa namaz; ilerleyen insanı asla durdurmaz, yolundan alıkoymaz.
Zaten namaz yürümek, ilerlemek ve gitmek içindir; kalmak ve geri düşmek için değil...
Kalanlar mı?...
Onlar, berrak su ile abdest alıp fırsat bulduklarında seccadelerini serip, temiz bir toprak parçası olan mühürlerini koyarak gönül rahatlığıyla ezan ve kametlerini okuyup, huzurlu bir ortamda rahatça namaz kılmak için kaldılar.
Ama başlarına secdeden kaldırdıklarında, kafile çoktan gitmişti.
Zeki ve uyanık olanlar hemen davranıp kafileye ulaşmayı başardılar.
Ama geride kalanlar ne yapacaklarını bilemez halde geriye döndüler.
Namazın ne olduğunu unutmuşcasına bir halde..."