"Beni döllendirenin günahını çekiyorum, kimse benim günahımı çekmeyecek."
Bu tutumu bizi yanıltmamalı, Hayyam hiç de kötümser biri değildi. Şu satırları yazan o değil midir?: " Acın sonsuz olduğunda, yağmurdan sonra parıldayan yeşilliği, bir çocuğun uykudan uyanışını düşün." Ömer çocuk sahibi olmak istemiyorsa, yaşamın güçlüğünü düşündüğü içindir. "Dünyaya hiç gelmemiş olana ne mutlu!"
Nasıl mı dua ederim? Güle bakarım, yıldızlara bakarım, yaratılışın güzelliğine hayran kalırım, Yaradan'ın en büyük, en güzel eseri olan insana, bilgiye açlık duyan beynine, sevgiye susamış olan yüreğine, duygularına, uyanışmış ya da doyuma ulaşmış tüm duyularına hayranlık duyarım.
Bütünüyle unutulmaya kimsenin gücü yetmiyor. Bir duvarda iki satır yazı, bir albümde soluk bir resim, bir hafızada silik bir hayal olarak kalıyor istemese de. Bütünüyle unutulmak gibi acıklı bir oyuna kimsenin yüreği dayanamıyor. Selim'e bile unutulmak ölümden acı geliyor. Selim'in ölümü bana hepsinden acı geliyor. Bir de, bütün bunları, Selim öldükten sonra düşünmek acı geliyor. Sonumu düşünmüyorum: baş tarafım acı geliyor. Değiştirememek acı geliyor. Selim'e, ben de varım Selim, ben de varım, diyememek acı geliyor. Beni de al Selim; ölümden, unutulmaktan öteye götür. Birlikte tutunamayalım. Ölmekle bana haksızlık ettin, bir çok insana haksızlık ettin. Bütün bunları diyememek acı geliyor.
Bütün hayatınca konuştu. Sonunda tutunamayanlar diye bir söz çıkarabildi ortaya: bir tek kelime. Çoğul bir kelime. Unutamadığı bazı insanları birleştiren bir kelime.