Bir acıyı yaşarım ve zehrinden
çiçekler üretirim kömür karası
uçurum kadar bir yalnızlık
yaratırım kendime, atlarım
Anısı yoktur küçük rüzgârların
Yapraklarım yok artık kuşlarım yok
büsbütün viran oldu dağlarım
ezberimdeki türküler de savrulup gitti
ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü
Yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
Kalbim unut bu şiiri
Ahmet Telli
Soyut gözlemciler olarak konumumuzu kaybederiz; yeni kavramların veya sanat yapıtlarının bizim işin içinde olduğumuz üretimin sonucu olduğunu itiraf etmek zorunda kalırız. Yine aynı jestle, felsefe veya sanat belirli bir yaşam-dünyasına ait habitusumuza dalmışlığımıza da baltalar.