Üstün insan Tao'yu duyduğunda,
onu uygular
Sıradan birisi onu duyduğunda,
görmezden gelir.
Aşağılık birisi onu duyduğunda,
kahkahayla güler.
Eğer o kişi kahkaha atmadıysa,o şey Tao değildir.
Taocu özgür iradeyi inkâr etmez,(doğruladığı da yoktur çünkü bütün bu özgür irade-determinizm tartışmasını kafa karıştırıcı bir ikilik olarak görür), daha çok, "özgür irade" diye adlandırdığımız şeyin Tao'nun aktivitelerinin bir kısmından başka bir şey olmadığını söylerdi. Goethe de doğaya karşı hareket etmeye çalıştığımızda yaptığımız şeyin aslında sadece ona uygun olarak hareket etmek olduğunu söylediğinde buna benzer bir şey düşünmüştü.
Benzer şekilde Suzuki de Batılının doğaya hükmettiğini düşünürken aslında doğa kanunlarına uymaktan başka bir şey yapmadığını belirtmiştir.
Musevi-Hristiyanlık'a göre Tanrı anlayışında katı olarak vurgulanan şey Tanrı'ya itaattir!
En büyük günahlar "itaatsizlik, Tanrı'ya başkaldırmak, gurur, inatçılık", v.b'dir.
Hristiyanlar "iradeden tamamıyla feragat etmenin öneminden" sürekli bahseder.
"Benim değil, onun iradesi hakim olsun" derler.
Taocular ne kadar da farklı! Tao'ya "boyun eğmekten" değil, onunla "uyum içinde olmaktan" bahsediyorlar ki bu ne kadar da cazip! Tao'yla uyum içinde olmak "emredilmiş" değil, bir "görev" değil, "ahlâk hukukunca" istenen bir şey ya da ilerideki bir ödül uğruna yapılan bir şey değil; bu kendi kendine bir ödül zaten ve ruhani bir huzur vaat ediyor.
Evrende isimlendirildikleri anda varlıkları son bulaca kadar hassas nesneler olabileceği fikri tamamen olanaksız mı?
Tao'nun böyle olduğunu iddia etmiyorum; birisinin isimlendirilmesiyle varlığı son bulacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Yine de Tao o kadar hassastır ki, bir isim alınca hafifçe değişir; daha öncekinden farklı bir şey olur. Bu olay Tao'yu evren bütünüyle özdeşleştirirsek gerçekten olur çünkü evreni isimlendirme işinin kendisi evrenin içinde yapılan bir iştir, yani evren artık eskisinden farklıdır. Daha şairane ve daha iyi bir bakış açısı da şudur:
Tao'nun bir ayna gibi olduğunu söylüyorlar.
Aynaya bakılması, onun durumunu değiştirir değil mi? Ayna, bakan kişiyi yansıtır; bakılmazsa bir şey yansıtmaz. Bir aynaya bakıp da onu sanki ona bakmıyormuşsunuz gibi görmek gerçekten de zor olmaz mıydı?
Tao ile de durum aynı! İsimlendirildiği anda, ismi olmayan önceki Tao ile aynı şey olamaz. Belki bu ismi olmayan Tao diğerine göre daha yüce, daha kendisi olan bir şey. Bu anlamda, gerçek Tao, isimlendirilmemiş Tao, tarifsizdir.