"Ben tehlikeyi sevmem! Cazip olan bir yan varsa tehlikesi olamaz, sanırım cazip gelen kaçmak ama tehlikeden değil güvenlik içinde olmaktan kaçmak. Belki de ben fazla güven içinde yaşadım!"
"Belki de Josef, güven içinde yaşamaktır tehlikeli olan. Tehlikeli ve ölümcül olan.''
''...Tehlikeli ve ölümcül yaşamdan kaçmak mı? Bertha benim özgürlük arzum mu zamanın kurduğu tuzaktan kaçışım mı?''
''Belki de sizin zamanınızın tuzağından, şu tarihsel anınızdan kaçış. Ama Josef'' diye ciddiyetle ekledi: ''O kadının sizi zaman sınırlarının ötesine taşıyacağı gibi yanlış bir fikre kapılmayın! Zaman durdurulamaz: Bu bizim sırtımızdaki en büyük yük. En büyük mücadelemiz de bu yüke rağmen yaşayabilmek.''
Hepimizin ihtirasa ihtiyacı var Josef. Dionysos ihtirası, yaşam demektir. Ama bu ihtiras sihirli ve alçaltıcı olmak zorunda mı? İnsan, ihtirasın efendisi olmanın bir yolunu bulamaz mı?
...
Buradaki sorun şu Josef; ihtirastan vazgeçmek zorunda değilsiniz. Ama ihtiras duyacağınız koşulları değiştirmelisiniz.
Peki ama, bakış açımı nasıl değiştireceğim? Bana verdiği talimatlar ve söylediği aforizmalar işe yaramıyor, bir adım geride durup, olanlara bakmaya çalışmak da işe yaramadı. Duygularımı içinde bulunduğum durumun uzağına taşıyamıyorum. Yeterince uzağa kaçamıyorum. Lou Salome'ye yazdığı mektuplara bakılırsa onun da kaçabildiğini sanmıyorum!
Zorunlulukla yaptığınız şeyleri erdeme dönüştürmeye çalışıyorsunuz. Duygularınızı derinlere gömüyor ve sonra da hınç hissedemediğiniz için kendinizi azizlere benzetiyorsunuz. Anlayışla yaklaşan doktor rolünü unutuyorsunuz; siz o rolün kendisi oluyorsunuz. Kendinizi öfkelenmeyecek kadar iyi birisi gibi görüyorsunuz. Josef, küçük bir intikam iyi bir şeydir. Bastırılmış hınç insanı hasta eder!